Dağ yolu araç kullanma deneyimim beni gerçekten değiştirdi. İlk uzun dağ yolculuğumu yaparken o kadar kendime güveniyordum ki birkaç saate kadar hayatımın en stresli anlarından birini yaşayacağımı hiç aklıma getirmemiştim. Yol dar, virajlar keskin, bir tarafta sarp kaya yüzü, diğer tarafta derin bir uçurum. Şehirde yıllarca araç kullanmış biri olarak dağ yolu araç kullanmanın tamamen farklı bir beceri seti gerektirdiğini o gün anladım. Vitesi düşürmeyi unuttum, frenle oynadım, motor aşırı ısındı. Bir köy girişinde durarak motoru soğutmak zorunda kaldım. Orada bana yardım eden yaşlı bir adam "Motor freni kullanacaksın, pedala basma" dedi. O cümle benim için bir ders kitabından daha değerliydi. Dağ yolu araç kullanırken öğrendiğim en kritik şey: İniş sırasında fren pedalına sürekli basmak yerine motor freni kullanmak şart. Bunun için vitesi düşük tutmak gerekiyor; özellikle otomatik vites araçlarda L veya 2 konumuna almak motoru yavaşlatıcı görev görüyor. Sürekli fren kullanmak disklerinizi kavuruyor ve virajda frende kayıp yaşayabiliyorsunuz. Viraj öncesi hız kesinlikle düşürülmeli; viraj içinde değil, girişten önce. Ben bunu birkaç korkutucu virajda öğrendim. Ayrıca karşı şerit göremediğiniz körlerde klakson çalmak bir kural değil, refleks olmalı. Bir de pratik detay: Yakıt tankını dağa girmeden doldurun. Dağ içinde benzin istasyonu bulmak büyük şans. Ben yarı tankla girip son çeyrekte panikledim. Bir aile bizi yakıt istasyonuna götürdü, o iyiliklerini unutmadım. Dağ yolu araç kullanma deneyimi sizi hem daha dikkatli hem de daha alçakgönüllü bir sürücüye dönüştürüyor.