Tasarım kariyeri deneyimimin en öğretici anları hiçbir zaman beğenilen projelerden gelmedi. Her "mükemmel, geçelim" anında çok az şey öğrendim. Ama her müşteri itirazında, "bu renk olmuyor", "bu tipografi çok küçük", "bu düzen kafamı karıştırıyor", gerçek dersleri yaşadım. İlk yıllarda itirazlar beni kırıyordu. Saatler harcadım, uğraştım, bitirdim, sonra reddedildi. Bu duyguyu tanıyan herkes bilir. Ama zamanla farklı bir şey fark ettim: müşterinin neyi reddettiğini deşifre etmek aslında tasarımı anlamaktan geçiyor. Tasarım kariyeri deneyimim bana şunu öğretti: "bu renk olmuyor" cümlesi renk hakkında değil çoğu zaman. Müşterinin hedef kitlesiyle uyumsuzluk hakkında. "Bu düzen kafamı karıştırıyor" cümlesi düzen hakkında değil, önceliklerin yanlış kurulduğu hakkında. Bir müşteri altı kere revizyon istedi. Altıncısında "bu değil" dedi ama ne istediğini söyleyemedi. O noktada oturup sordum: "Sizi en çok ne rahatsız ediyor, tek bir şey seçmenizi istsem ne olur?" Cevabı: "Çok kurumsal duruyor." Bütün tasarım değişti. Yedinci sürümü kabul etti. Müşteri itirazını problem olarak değil veri olarak görmek, bu benim tasarım kariyeri deneyimimde en büyük zihniyet değişimiydi. İtiraz, müşterinin neye ihtiyaç duyduğunu gösteren bir işaret. O işareti okumayı öğrenmek zaman alıyor ama altı yıl sonra bu benim en güçlü tarafım.