Her sabah işe giderken yaklaşık kırk dakika yol gidiyorum. Bir gün hesapladım: haftada dört saat, ayda on altı saat, yılda yaklaşık iki yüz saat araba içinde geçiyor. Bu zaman ya müzikle ya da düşüncelerle doluyordu. Arabada dil öğrenmek fikriyle buluşmam buradan geldi. Arabada dil öğrenmek için Almanca derslerini indirdim. İlk hafta çok iddialıydım, her yolculuğu ders gibi geçirdim. İkinci hafta biraz düzensizleşti. Üçüncü hafta o ses dosyalarını açmak bazen çok geldi, müzik kazandı. Arabada dil öğrenmek pratiğinde öğrendiğim şey şu: pasif dinlemekle aktif öğrenmek farklı. Yalnızca ses oynatmak işe yaramıyor. Benim için işe yarayan şey şu oldu: bir cümleyi duyunca tekrar etmek, sesi durdurup yüksek sesle söylemek. Bu araba sürerken garip hissettiriyor ama etki yaratıyor. Üç ay sonunda Almancam başlangıç seviyesindeydi. Mucize olmadı. Ama sıfırdan bir yere gelmiştim. Temel selamlama ve kendini tanıtma kalıpları yerleşti. Bunları araba dışında da kullanmaya başladım. Arabada dil öğrenmek için benim için en büyük zorluk tekrar etmemekti. Bir şeyi bir kez duyup geçiyordum. Sistemi değiştirdim: aynı dosyayı üç kez dinledikten sonra sıradakine geçmek. Tekrar sıkıcı hissettirdi ama yerleştirdi. Bu yöntemin sınırı da var: bağlam eksikliği. Sadece ses ile konuşma bağlamını kurmak zor. Arabada dil öğrenmek iyi bir tamamlayıcı ama tek başına yeterli değil.