Animasyon karakter çizimi benim için basit bir adım gibi görünüyordu. Kalem, kağıt ve hayal gücü. Ne kadar zor olabilirdi ki? Cevap: çok zor. Aklımda net bir karakter vardı. Yaşlı, tatlı, biraz komik, yuvarlak bir şekil. Kağıda çizmeye başladım. Çıkan şey aklımın içindeki gibi değildi. Kafası çok büyük, eller çok küçük, ifade yoktu yüzde. Animasyon karakter çiziminde öğrendiğim ilk şey: kafadaki görüntü ile kağıttaki gerçeklik arasında büyük bir uçurum var. Bu uçurum yeteneğin değil, tekniğin eksikliğinden kaynaklanıyor. Oranlar, bölümler, temel formlar, bunlar öğrenilmesi gereken bir dil. Yeniden başladım. Temel geometrik formlar, baş için daire, gövde için dikdörtgen, uzuvlar için silindir. Bunları doğru orantılayınca karakter oluşmaya başladı. Yüz ifadesi için kaş ve göz yerleşimi kritik, bunları birkaç milimetre oynatmak duyguyu tamamen değiştiriyor. Animasyon karakter çiziminde en keyifli kısım karakterin kişiliğini kazandığı an. Bir poz verdim karaktere, bir elini beline koydu, hafifçe eğildi. Kağıtta duran şey artık bir çizim değildi; biri gibi görünüyordu. Birkaç ay sonra o karakteri on farklı pozda, beş farklı duygu ifadesiyle çizebilir hale geldim. Bu süreçte defterlerimi doldurdum. Gördüğüm her karikatürü, her animasyonu farklı gözlerle izlemeye başladım: "Bu karakterin oranları nasıl, ifade nasıl yakalanmış?" Animasyon karakter çizimi sandığımdan derin bir meslek. Ve her çizim, bir öncekinden bir şey öğretiyor.