Nazi el koyma sanat eseri vakaları, II. Dünya Savaşı sonrası dönemde provenans araştırması ile uluslararası sanat hukuku alanlarını derinden şekillendiren tarihsel bir sorunsaldır. 1933-1945 yılları arasında Yahudi koleksiyonerlerden, galerilerden ve müzelerden el konulan yüz binlerce sanat eserinin önemli bir bölümü hâlâ müzeler, özel koleksiyonlar ve açık artırma evleri yoluyla dolaşımda bulunmaktadır. Hukuki çerçeve açısından 1998 Washington Konferansı İlkeleri, Nazi el koyma sanat eseri iade süreçlerinde temel referans belgesine dönüşmüştür. Katılımcı ülkeler bu eserlerin tespit edilmesi, mevcut sahiplerle meşru mirasçıların bir araya getirilmesi ve adil ve adil çözümler üretilmesi yükümlülüğünü kabul etmiştir. Ancak Washington İlkeleri bağlayıcı uluslararası hukuk niteliği taşımaz; uygulamada ulusal mevzuat ve yargı yetkisi belirleyicidir. Nazi el koyma sanat eseri davalarında sınırlama süresi (statute of limitations) hâlâ tartışma konusudur. Birçok ülkede el koyma tarihinden itibaren süre işlediğinden onlarca yıl sonra açılan davalar usul engelleriyle karşılaşır. ABD'de 2016 yılında yürürlüğe giren Holocaust Expropriated Art Recovery (HEAR) Act bu engeli aşmak amacıyla sınırlama süresini keşif tarihinden itibaren yeniden başlatmıştır. Provenans hukuku uygulamasında müzeler çelişkili konumdadır. Bir yanda sanat eserini koruyan ve erişime açan kurumsal sorumluluk, öte yanda meşru mirasçılara iade etme etik yükümlülüğü çoğu zaman mahkeme kararına taşınan gerilimlere dönüşür. Yerinde uzlaşma mekanizmaları, ortak sergi ve uzun vadeli ödünç anlaşmaları iade yerine alternatif çözümler olarak ileri sürülmekte; ancak eleştirmenler bu yaklaşımları mülkiyet hakkını ertelemenin örtülü bir biçimi olarak değerlendirmektedir.