Gece doğa fotoğrafçılığı hakkında videoları izlerken kolay görünüyordu. Gideceksin, tripod kuracaksın, uzun pozlama yapacaksın. Orman içinde gece boyutunu hesaba katmamıştım. Sabahın üçünde ormana girdim. Fener vardı ama fenerin aydınlattığı dışı daha da karanlık yapıyordu. Bir süre sonra gözlerim alıştı. Ağaçların silüetleri görünür hale geldi, gökyüzü ise inanılmazdı, şehir ışığından uzakta, Samanyolu net seçiliyordu. Gece doğa fotoğrafçılığının pratik zorlukları listesi uzun. Tripod zeminin pürüzlülüğüne göre kendi başına sallantılı duruyor. Odak noktası bulmak karanlıkta zor, parlak bir yıldıza manüel odaklanmak gerekiyor. Bir de pil sorunu: soğukta pil çabuk bitiyor. Ormanda yalnız olmak başlı başına bir deneyim. Her ses büyüyor, dal çıtırtısı, uzaktan gelen bir ses, ayak altındaki yapraklar. Yabani bir hayvan bekliyorsunuz, gelmiyor. Ama bekleme hali sizi o ortama bağlıyor. Gece doğa fotoğrafçılığı için en büyük ödülüm sabahın beşinde geldi. Yıldız izleri çeken son pozlamam bitince, doğu tarafı kızarmaya başlamıştı. Orman hâlâ karanlıktı ama gökyüzünün rengi değişiyordu. O geçiş anını yakaladım, gece ile sabahın arasındaki on dakika. Yalnız ormanda gece geçirmek cesaret gerektiriyor. Ama o fotoğraflar için fazlasıyla değdi.