Saksofon geç yaşta öğrenme kararımı 35 yaşında verdim. Etrafımdaki herkes "çok geç" diyordu. Bazıları nazikçe, bazıları açıkça. Ben bir müzisyen olmak istemiyordum; sadece o sesi seviyordum ve çalmak istiyordum. Saksofon geç yaşta öğrenme sürecinde karşılaştığım ilk gerçek şuydu: öğrenme kapasitem 20 yaşındaki bir öğrenciden farklı çalışıyor. Yeni bir bilgiyi işlemek biraz daha uzun sürüyor; ama aynı zamanda motivasyon çok daha güçlü, sabır çok daha yüksek. Genç öğrenciler bir dersten çıkıp oyuna gidiyor. Ben çıkıp not alıyordum, eve gidip dinliyordum, ertesi gün tekrar çalıyordum. Saksofon geç yaşta öğrenme deneyimim bana bunu öğretti: yaşlı beyin daha yavaş değil, farklı. Paralel süreçler daha çok devreye giriyor. Fiziksel olarak bazı zorluklarda var. Ağız ve yüz kasları genç yaşta daha esnek adapte olabilir. Saksofon geç yaşta öğrenirken dudak ve çene kaslarının adaptasyonu biraz daha uzun sürdü. Ama bu aşılamaz değil; sadece sabır gerektiriyor. Bir yıl içinde orta düzey parçaları çalabiliyordum. İki yıl sonra küçük bir arkadaş grubu önünde çaldım. Saksofon geç yaşta öğrenme sürecinin en güzel tarafı, her küçük ilerlemenin büyük bir tatmin vermesi. Çünkü bunu kendiniz için seçtiniz. "Çok geç" diyenlere şimdi saksofon çalarak cevap veriyorum. Kelimeler bazen yetersiz.