Evrim sadece en güçlünün hayatta kalması değildir. Bu popüler yanılgı, evrimsel değişimin iki temel mekanizmasından yalnızca birini görür ve diğerini tamamen gözden kaçırır. Genetik sürüklenme doğal seçilim karşılaştırması bu iki motoru birbirinden ayırt etmek için zorunludur. Doğal seçilim yönlü bir süreçtir. Bir bireyin hayatta kalmasını ve üremesini artıran özellikleri taşıyan genotiplerin popülasyonda sıklığı artar. Bu süreç çevresel koşullara uyum sağlamayı yönlendirir; adaptasyonun temel açıklamasıdır. Uzun kanatlar, kamuflaj rengi, enzim verimliliği gibi özellikler doğal seçilim aracılığıyla frekans kazanır. Genetik sürüklenme doğal seçilim karşılaştırmasında sürüklenme ise tamamen rastgele bir süreçtir. Hangi bireylerin üreyeceği şans tarafından belirlenir; hayatta kalma avantajı önemsizdir. Küçük popülasyonlarda bu rastgele örnekleme etkisi çok daha güçlüdür; az sayıda bireyden oluşan bir nesil, bir öncekinin genetik çeşitliliğini tesadüfen eksik temsil edebilir. Bir alellin nötr olmasına rağmen zamanla tamamen kaybolması ya da popülasyonda yaygınlaşması sürüklenmenin sonucudur. Popülasyon büyüklüğü bu iki mekanizma arasındaki dengeyi belirler. Büyük popülasyonlarda sürüklenme etkisi zayıflar; doğal seçilim baskın süreç haline gelir. Küçük popülasyonlarda sürüklenme güçlenir; rastgele olaylar adaptif olmayan alen sıklığı değişimlerine yol açabilir. Kurucu etkisi ve darboğaz etkisi bu durumun somut örnekleridir. Genetik sürüklenme doğal seçilim karşılaştırması moleküler evrim tartışmasında da belirleyici. Protein düzeyindeki amino asit değişimlerinin büyük bölümü nötr ya da yakın nötrdür; bu değişimler seçilimden bağımsız olarak sürüklenme yoluyla sabitlenir. Kimura'nın nötr evrim teorisi bu gözlemden doğdu ve o günden bu yana evrimsel biyolojinin merkezinde yer alıyor. Kısa değerlendirme: Doğal seçilim adaptif değişimi açıklar; genetik sürüklenme rastgele genetik dalgalanmaları açıklar. Çoğu popülasyonda her ikisi de eş zamanlı işler ve birbirinin etkisini şekillendirir.