Startup deneyimim iki yıl sürdü. Kapattığımda banka hesabımda çok az para, aklımda çok fazla ders vardı. Başlarken, herkesin başlarken inandığı şeye inandım: Fikrim iyiydi, ekibim iyiydi, pazar vardı. Bu üçü de gerçekti, ama yetmedi. Startup deneyiminin ilk ayları bir sarhoşluktu. Her şey yeni, her şey heyecanlı. Sabah erken kalkıyordum, geç yatıyordum, sıkılmıyordum. Bu enerji gerçekti. Altı ay sonra gerçeklik çarpması başladı. Müşteri kazanmak, düşündüğümden çok daha yavaştı. Nakit her ay biraz azalıyordu. Ekipte motivasyon dalgalanıyordu. Ben de dalgalanıyordum, ama göstermemeye çalışıyordum, ki bu ayrı bir hataydı. Startup deneyiminin beni en çok şaşırtan tarafı, kurucu olmak ile "her şeyi yapmak" arasındaki farkı kavramam gerektiğinde oldu. Müşteri toplantısından, ofis kirasından, çalışan motivasyonundan, teknik kararlardan aynı anda ben sorumluydum. Bu dağılma, kaliteyi düşürdü. Kapanış kararını almak kolay değildi. Bir dönem "bir ay daha" diye devam ettim, hem iyi hem kötü. İyi çünkü son ümide kadar denedim. Kötü çünkü bazen erken kapanış daha az hasar bırakır. Bugün startup deneyimimi nasıl değerlendiriyorum? Hiçbir iş deneyimi bana o kadar hızlı çok şey öğretmedi. Hem teknik hem insani hem de kendimle ilgili. Kapanmış olması, değersiz olduğu anlamına gelmiyor.