Destek seviyeleri, direnç noktaları, baş-omuz formasyonu, Fibonacci dizileri... Teknik analiz bilimsel değil iddiası, bu araçların varlığını değil, onların öngörü gücünü sorguluyor. Teknik analiz, geçmiş fiyat hareketlerinin gelecek fiyatları tahmin etmeye yaradığı varsayımına dayanıyor. Bu varsayımın ampirik sınanması, tutarsız sonuçlar veriyor. Akademik finans literatüründe teknik analizin sistematik olarak piyasayı yenip yenemeyeceği sorusuna verilen yanıt büyük ölçüde "hayır", ya da en iyi ihtimalle "nadiren ve sürdürülemez biçimde." Teknik analiz bilimsel değil argümanının temel dayanağı şu: Piyasalar, tüm kamusal bilgiyi fiyatlara yansıtıyor, bu etkin piyasalar hipotezinin özü. Eğer grafik formasyonu gibi geçmiş fiyat bilgisi gerçekten öngörü gücü taşısaydı, bunu fark eden yatırımcılar bu arbitrajı hızla kapatırdı ve avantaj ortadan kalkardı. Uzun vadeli sistematik bir avantajın var olması, teorik çelişki yaratıyor. Öte yandan bazı piyasa koşullarında kısa vadeli momentum etkilerinin var olduğuna dair kanıtlar da mevcut. Bu, teknik analiz araçlarının bazen işe yaradığı şeklinde yorumlanabilir. Ama "bazen işe yarıyor" ile "güvenilir bir yöntem" arasında büyük fark var. Teknik analiz bilimsel değil argümanının pratikte ne anlama geldiğini de sormak gerek. Grafiklere bakan perakende yatırımcı, büyük ihtimalle kendi yorumuna göre hem alış hem satış sinyali görebilir. Bu esneklik, aracın öngörü gücünden değil yoruma açıklığından kaynaklanıyor. Nesnel bir test yoksa, nesnel bir sonuç da yok demektir.