Tiyatro sinema farkı ilk bakışta basit gibi görünür: biri canlı sahnede, diğeri perdede. Ama iki sanatın birbirinden ayrıldığı noktalar çok daha derin ve ilginçtir. En temel tiyatro sinema farkı canlılık meselesidir. Sinemada izlediğiniz performans bir kez kaydedilmiştir ve her seyredilişinde aynıdır. Tiyatroda ise tam tersine her temsil yeniden yaratılır. Oyuncunun o geceyi biraz daha hızlı ya da yavaş temposuyla oynaması, seyircinin tepkisi, hatta birinin öksürmesi bile bir sonraki sahneyi etkiler. Mekan ve atmosfer de iki sanat arasında belirgin bir uçurum yaratır. Sinemada salonun karanlığına gömülürsünüz ve neredeyse pasif bir izleme deneyimi yaşarsınız. Tiyatroda ise seyirci ve oyuncu aynı havayı paylaşır; bu fiziksel yakınlık bir enerji döngüsü yaratır. Tiyatro sinema farkının bir diğer boyutu özel efektlerdir. Sinema sonsuz sayısal imkana sahiptir; bir uzay gemisi patlayabilir, dünya yıkılabilir. Tiyatroda ise sınırlı kaynaklar ustalıkla kullanılarak izleyicinin hayal gücüne ortak olunur. Bu kısıtlama çoğu zaman sahnedeki yaratıcılığı artırır. Sesler ve ses tasarımı da farklılaşır. Sinema çok kanallı ses sistemleriyle izleyiciyi çepeçevre sarar. Tiyatroda ise oyuncunun doğal sesi ya da sınırlı mikrofon desteğiyle sahne doldurulur; bu da performans becerisi açısından çok daha yüksek bir beden ve ses kontrolü gerektirir. Zaman kavramı da ayrışır. Sinemada kurgulama her şeyi mümkün kılar; zaman ileri-geri alınabilir. Tiyatroda süre gerçek zamanlıdır. Bu kısıtlama, oyunun yapısını ve ritmi belirleyen başlıca etkendir. Her iki sanat da güçlü; ama ikisini deneyimlemek, birini deneyimlemekten çok daha zengindir.