Psikiyatri literatürüne eklenen yeni bir kohort çalışması, sosyal medya depresyon ilişkisine dair en kapsamlı bulgulardan birini ortaya koydu. On beş ila yirmi dört yaş arasındaki beş binden fazla katılımcıyı kapsayan araştırma, günlük sosyal medya kullanım süresi arttıkça depresyon belirtilerinin de paralel biçimde yükseldiğini belgeledi. Sosyal medya depresyon ilişkisi uzun süredir tartışılsa da nedensellik mi yoksa korelasyon mu sorusu netlik kazanmamıştı. Bu çalışma, boylamsal tasarımı sayesinde ilişkinin yalnızca eş zamanlı değil, zaman içinde de geçerli olduğunu gösteriyor. İki yıl boyunca izlenen katılımcılarda sosyal medya kullanımındaki artışın depresyon belirtilerini öngördüğü saptandı. Günlük dört saat ve üzerinde sosyal medya kullanan katılımcıların klinik düzeyde depresyon puanlarına sahip olma olasılığı, bir saatten az kullananlarla karşılaştırıldığında iki buçuk kat daha yüksek çıktı. Araştırmacılar, platform türünün de fark yarattığını belirtti; görsel odaklı platformlarda geçirilen zaman, metin tabanlı ortamlara kıyasla daha güçlü bir ilişki gösterdi. Sosyal medya depresyon ilişkisinin mekanizmaları arasında araştırmacılar şu başlıkları sıraladı: sosyal karşılaştırma davranışı, uyku bozulması, yüz yüze etkileşimlerin azalması ve pasif tüketim alışkanlığı. Aktif katılımın, yani yorum veya paylaşım yapmanın, pasif içerik tüketimine göre daha az zararlı olduğu da bulgular arasında yer aldı. Türkiye'deki psikiyatristler, sosyal medya depresyon ilişkisine ilişkin bu verilerin ergenlik çağındaki bireylere yönelik farkındalık çalışmalarında kullanılması gerektiğinin altını çizdi. Ebeveynlere ve eğitimcilere ekran süresi yönetimi konusunda rehberlik sağlanması çağrısında bulunuldu.