"Hayatın anlamı nedir?" diye sorduğunuzda çoğu insanın yüzü gerilir. Hem çok büyük hem de biraz bunaltıcı bir soru. Ama varoluşçuluk tam da bu soruyu merkeze alan bir felsefi akım; ve bunu cevaplamak yerine soruyla birlikte yaşamayı öğretmesi belki de en değerli yanı. Varoluşçuluk nedir diye sorulduğunda, temel yanıt şudur: insanın önce var olduğu, sonra özünü kendisinin belirlediği fikri. Bu, felsefe tarihinde oldukça radikal bir tutum. Geleneksel görüşlerin büyük bölümü, insanın doğuştan belirlenmiş bir doğası ya da amacı olduğunu savunur. Varoluşçuluk ise aksini öne sürer: önce dünyaya gelirsiniz, sonra ne olacağınıza kendiniz karar verirsiniz. Bu fikrin birkaç sonucu vardır ve hepsi birbiriyle bağlantılıdır. Anlam hazır gelmiyor; inşa ediliyor. Hiçbir dışsal otorite size kim olduğunuzu söyleyemez. Özgürlük gerçek; ama bu özgürlük hafif değil, ağır bir sorumluluk getiriyor. "Varoluşsal kaygı" ya da Almanca kavramıyla "Angst", bu özgürlüğün verdiği baş dönmesiyle ilgilidir. Sonunda her şeyin sorumluluğu size aittir; bu hem özgürleştirici hem de ağır. Varoluşçuluk nedir sorusu genellikle pesimist bir felsefeyi çağrıştırır; oysa çoğu varoluşçu düşünür tam tersini savunur. Evet, evrenin doğasında bir anlam yok; ama bu, anlam üretemeyeceğimiz anlamına gelmiyor. Aksine, anlam kurabilmek için bilinçli tercihler yapmak, kendi değerlerimizi belirlemek ve buna göre yaşamak tam da özgürlüğün kullanımıdır. Bu felsefi akımı anlamak için günlük hayattan örnekler çok işe yarar. Bir kariyer değişikliğinde "ne yapayım?" diye bir otorite arayışına girmek; ya da "ben ne istiyorum?" diye kendi içinize dönmek arasındaki fark, varoluşçu yaklaşımın özüdür. Ya da sevdiğiniz biriyle ilişkinizi sürdürmek ya da bitirmek konusunda sizi bir cevaba götürecek evrensel bir kural yoktur; bu seçim size aittir, ağırlığıyla birlikte. Varoluşçuluk zaman zaman nihilizm ya da anlamsızlıkla karıştırılır. Ama aradaki mesafe büyük. Nihilizm "anlam yok" der ve durur. Varoluşçuluk ise "verili anlam yok, ama sen yaratabilirsin" der ve devam eder. Bu, felsefi bir tutumun pratik bir yaşam tutumuna nasıl dönüştüğünün güzel bir örneği.