Mimarlık maket yapımı, stüdyoda ilk geceyi geçirdiğimde sadece teknik bir beceri değildi; aynı zamanda bir sabır sınavıydı. Sabah 3'te, maket bıçağı elimde, kesim masasının üzerinde eğilmiş, yanım sıra dört arkadaşım da aynı uykusuz hâldeydi. O gece maketime çok güveniyordum. Köpük kartondan katlara böldüğüm bir konut bloğu yapıyordum. Tam son katı yerine yapıştıracakken düştü; bütün yapı birkaç saniyede parçalandı. Sabah 4'te, teslimata altı saat kala. Mimarlık maket yapımı süreci bu anda bana çok şey öğretti. Paniklemek işe yaramıyor; yeniden başlamak gerekiyor. Neyse ki kaybettiğim kısım sadece son kattı; geri kalanı sağlamdı. Arkadaşlarım duraksadı, sonra birlikte devam ettik. O gece "maket arkadaşlığı" dediğim bağı ilk kez yaşadım. Mimarlık maket yapımı bana dikkat ve titizliği öğretti ama asıl öğrettiği şey hatayla nasıl başa çıkılacağıydı. Kesmeden önce iki kez ölç, yapıştırmadan önce tam otur. Bu basit alışkanlıklar sabır gerektiriyor; aceleyle güzel maket olmuyor. Maket teslim edildi, jüri değerlendirdi, hayat devam etti. Ama o gece kazandığım sabır alışkanlığı, mimarlık hayatımın her döneminde işe yaradı. Bir proje geciktiğinde, bir müşteri zor çıktığında, bir hesap tutmadığında, o stüdyo gecelerini hatırlıyorum. Şimdiki öğrenciler maket yapmak yerine dijital modelleri tercih ediyor. Anlaşılır. Ama ellerle çalışmanın getirdiği sabır ve bedene yerleşen dikkat, ekran başında kazanılamaz.