Akış okuma bilişsel yük ilişkisi, optimal deneyim psikolojisi ile eğitim bilişi araştırmalarının kesişiminde yer alan ve okuma eyleminin hem bilişsel hem de fenomenolojik boyutlarını bir arada ele alan nispeten yeni bir inceleme alanıdır. Csikszentmihalyi'nin akış (flow) kavramı ile Sweller'ın bilişsel yük teorisinin odaklandığı zihinsel kapasite sorusu, okuma deneyimi üzerinde zıt yönlü görünen ama aslında birbirini tamamlayan baskılar yaratmaktadır. Akış okuma bilişsel yük geriliminin özü şu gözlemde yatmaktadır: Akış deneyimi, mevcut beceri düzeyiyle tamamen örtüşen bir zorluk düzeyinde gerçekleşir, ne fazla kolay ne fazla zor. Okuma bağlamında bu, metnin bilişsel yükünün okuyucunun işleme kapasitesiyle optimum düzeyde eşleşmesini gerektirmektedir. Bilişsel yük teorisi, bu kapasiteyi aşan yükün anlama kalitesini düşürdüğünü; kapasitesinin çok altında kalan bir yükün ise dikkat ve katılımı zayıflattığını öngörür. Fenomenolojik boyutuyla akış okuma deneyimi, zamanın geçtiğinin farkına varılmadığı, dış uyaranlara dikkat kapanmasının yaşandığı ve okuma ediminin kendisi dışındaki düşüncelerin sustuğu bir bilinç durumunu tanımlamaktadır. Bu deneyimin yoğunlaşması için hem metin içeriğinin ilgi çekiciliği hem de işleme sürtünmesinin minimalize edilmesi gerekir, ikincisi ağırlıklı olarak sözcük tanıma otomatikliği, sözdizimsel işleme akıcılığı ve metin organizasyonunun netliğiyle ilişkilidir. Bilişsel yük teorisi perspektifinden içsel yük (metnin kendisinin karmaşıklığı), dışsal yük (sayfanın fiziksel sunumu, font, kontrast, organizasyon) ve ilgili yük (anlam inşasına ayrılan aktif zihinsel çaba) üçgeni, akış okuma deneyimini kolaylaştıran ya da engelleyen tasarım ve metin değişkenlerini analiz etmeyi mümkün kılar. Dışsal yükü minimize eden materyaller, açık tipografi, öngörülebilir sayfa yapısı, tutarlı organizasyonel sinyaller, akış okuma olasılığını artırır; çünkü kapasitenin daha büyük bölümü anlamlandırmaya (ilgili yük) tahsis edilebilir hale gelir. Akış okuma bilişsel yük araştırmalarının pratik sonuçları hem kitap tasarımı hem de okuma müdahalesi alanlarına uzanmaktadır. Okuma güçlüğü çeken bireyler için bilişsel yük azaltma stratejileri (font büyüklüğü, satır aralığı, metni daha küçük birimlere bölme) akış deneyimine erişim olasılığını artırmak için bir ön koşul niteliği taşımaktadır. Yetkin okuyucularda ise akış deneyiminin ardındaki fizyolojik profil, azalan göz kırpma sıklığı, yavaşlayan kalp atışı, ile bilişsel yük ölçümleri arasındaki korelasyonlar bu iki teorik çerçevenin deneysel bütünleşmesini mümkün kılmaktadır.