Bakır sülfat kristal yetiştirme deneyimim bana kimyadan çok sabır öğretti. Bir kimya hobisi olarak mavi kristal yetiştirmeyi denemek istedim. Bakır sülfat çözeltisi hazırladım, doygun hale getirdim, ince bir iplik astım ve beklemeye başladım. Birinci gün: hiçbir şey yok. İkinci gün: ipe küçük mavi parıltılar yapışmış. Heyecanlandım. Üçüncü gün daha büyük olacaklarını düşünerek kontrol ettim, daha büyük değildi. Biraz daha büyüktü. Bakır sülfat kristal yetiştirme süreci bu kadar yavaş ilerleyince sinirlenmeye başladım. Çözeltinin konsantrasyonunu artırdım, "daha hızlı büyür" diye. Yanlış karar. Çok hızlı kristalleşme düzgün geometri oluşturmadı. Küçük, pürüzlü, düzensiz şekiller oluştu. Büyük, temiz bakır sülfat kristali yoktu. Silip yeniden başladım. Bu sefer daha düşük konsantrasyon, daha sakin ortam, sıcaklık değişimleri olmayan bir yer. Süreç daha da yavaşladı ama kristal büyüdükçe şekli netleşti. Mavi, parlak, düzgün yüzlü bir kübik yapı oluşmaya başladı. Bakır sülfat kristal yetiştirme sürecinin on birinci gününde elimde küçük ama gerçekten güzel bir kristal vardı. Işığa tuttuğumda içinden mavi renk yansıdı. O an şunu düşündüm: doğada her güzel şey aceleyle değil, koşulların doğru olmasıyla oluşuyor. Kimya deneyleri çoğu zaman anlık sonuç veriyor, renk değişimi, çökelme, köpürme. Bakır sülfat kristal yetiştirme ise farklı bir deneyim. On gün boyunca her sabah küçük bir değişimi gözlemlemek, sürecin kendisini öğretti bana.