Her birkaç ayda bir benzer bir haber başlığı çıkıyor: "Dev asteroid Dünya'ya yaklaşıyor." Bu tür haberler sosyal medyada hızla yayılıyor, panik yaratan yorumlar ekleniyor, bazı haber siteleri konuyu varoluşsal tehdit düzeyinde sunuyor. Asteroid tehdit haberleri yanıltıcı tartışması bu noktada başlıyor: bu haberler gerçek riski mi aktarıyor, yoksa gerçek riski sistematik biçimde çarpıtıyor mu? Risk hesaplama yöntemi bu tartışmanın merkezinde. Bir asteroitin "yakın geçiş" yapacağı bildirildiğinde, "yakın" kelimesi astronomik bir uzaklığı tanımlıyor; Ay'ın on katı, yüz katı mesafe bile bu bağlamda yakın sayılabiliyor. Ama bu bilgi, haberci tarafından aktarılmadığında ya da geri planda kaldığında okuyucu mesafeyi Dünya üzerindeki günlük deneyim ölçütleriyle yorumluyor. Asteroid tehdit haberleri yanıltıcı söyleminin bir başka boyutu, olasılık iletişimidir. Uzmanlar risk hesaplarını olasılık dağılımları olarak sunar: bu asteroid önümüzdeki iki yüz yılda Dünya'ya çarpma ihtimali binde birdir. Bu ihtimal hem küçük hem de dikkate alınması gereken bir şeydir. Ama haber metinleri bu ihtimali ya tamamen atlıyor ya da tehdit gibi sunuyor; ara nokta çoğunlukla kaybolup gidiyor. NASA ve ESA gibi kurumların asteroid izleme programları son derece önemli bir iş yapıyor: potansiyel tehditleri erken tespit etmek, yörüngeleri hassas biçimde hesaplamak ve gerçek riskleri bilimsel standartlarla değerlendirmek. Bu iş değerlidir. Ama aynı kurumların ürettiği verinin medya tarafından nasıl aktarıldığı, kurumların kontrolünde değil. Sağlıklı bir risk iletişimi için ölçeği netleştirmek, referans noktaları sunmak ve olasılıkları anlamlı biçimde aktarmak gerekiyor. Asteroid tehdit haberleri yanıltıcı olduğunda sadece sansasyonel bir haber çıkmıyor; meşru bir bilimsel izleme programına duyulan güven de zarar görüyor.