İskandinav mobilya eleştirisi, tasarım dünyasında neredeyse dokunulamaz bir konumdaki bir estetiği sorgulamakla başlar. Sade çizgiler, açık renkli ahşap, işlevsellik ve minimalizm... Bu prensipler evrensel bir beğeni standardı olarak sunulur; oysa gerçek hayatta durum çok daha çetrefilli bir tablo ortaya koyar. İskandinav mobilya eleştirisi önce fiyat meselesini açmak zorundadır. Bu estetiğin öncü markaları düşük fiyat imajiyle pazarlansa da gerçek kaliteli İskandinav tasarımı erişilebilir değildir. Bütçe kısıtıyla seçilen alternatifler ise aynı estetik anlayışı sunmakta zorlanır; yonga levha ve ince kaplama malzeme, Skandinav tasarımının vadettiği sadeliği uzun ömürlü olarak karşılayamaz. Bir diğer sorun bu estetiğin kültürel bağlamdan koparılmasıdır. İskandinav mobilya eleştirisi açısından belirtmek gerekir: Bu tasarım anlayışı Kuzey Avrupa'nın soğuk, gri iklimine, dağınıklıktan kaçan yaşam felsefesine ve belirli bir iç mekân büyüklüğüne yanıt olarak doğmuştur. Farklı iklim, kültür ve alan kısıtlamalarında aynı sonucu vermesi beklenemez. Ev boyutu da bu eleştirinin merkezindedir. İskandinav minimalizmi, yeterli depolama alanı olan geniş evlerde gerçekçidir. Küçük apartman dairelerinde ise bu estetiği korumak sürekli bir düzen mücadelesi anlamına gelir. Depolama çözümleri kompromizle dolduğunda minimalist estetik çöker. Daha sağlıklı bir yaklaşım için iç mekân kararları estetiğe değil, mekânın gerçek ihtiyaçlarına ve sakinlerin yaşam biçimine göre şekillenmelidir. Her trend her eve uymaz.