Sinemada rahatsızlık deneyimimi anlatan en doğru sahne şu: film tam kritik bir noktadayken arkamda fısıldama başlıyor. Fısıldama değil aslında, normal konuşma. Ve her seferinde ne yapmam gerektiğini bilemiyorum. Dönüp bakmak var. Bunu birkaç kez yaptım. Genellikle tepki yok, konuşmaya devam edildi. Sonra daha sert bir bakış. O aşamada ses azaldı biraz ama kesilmedi. Sinemada rahatsızlık durumlarında insanlar nasıl tepki veriyor? İki tip var: doğrudan söyleyen ve sabırlı kalan. Ben uzun yıllar sabırlı kalan olmayı tercih ettim. İçten sessizce bir sinyal göndermek: dönüp bakmak, duraksatmak, soluk vermek. Bunlar işe yaramadı çoğu zaman. Bir gece değişiklik yaptım. Arkamdan gelen konuşma beş dakikayı geçince döndüm. "Özür dilerim, filmi takip etmekte güçlük çekiyorum" dedim. Kibarca, alçak sesle. Arkadaki kişi kısaca özür diledi ve sustu. Film bitti sessizce. O gece sinemada rahatsızlık yaşadım ama çözdüm. En önemli şey tondu. Suçlayıcı değil, sadece bilgi verici. "Beni rahatsız ediyorsun" değil, "ben güçlük çekiyorum." Bu ayrım çok şeyi değiştirdi. Artık sinemada rahatsızlık yaşadığımda ne yapacağımı biliyorum. Tek seferlik kibar bir not. Çalışırsa devam, çalışmazsa bilet görevlisine danışılır. Bu kadar basit ama bunu öğrenmem yıllar aldı. Sinema bir toplu deneyim. O deneyimi herkes için korumak bireysel sorumluluk.