Akustik elektro gitar geçişi denildiğinde insanlar "fark ne ki, ikisi de gitar" der. Ben de öyle düşünüyordum. Yanılıyordum. Akustik elektro gitar geçişinde ilk şokum parmak baskısıyla geldi. Elektro gitarda teller genellikle daha ince ve daha az gergin; akustikten geçince parmak neredeyse havada kalıyor. Bu iyi hissettirdi başta, ama aynı zamanda kontrolü zorlaştırdı. Parmaklar hafif değmesiyle yanlış tuşlar aktive olabiliyordu. Ses meselesinde ise tam tersi bir şok yaşadım. Akustikte enstrüman kendi sesini üretiyor; kulağınız doğrudan duyuyor. Elektroyla yükseltici ve kablo devreye giriyor; aynı teknik hamlenin farklı bir ses üretmesi garip geldi. Akustik elektro gitar geçişi aynı zamanda sesi şekillendirmek gibi yeni bir boyut ekledi. Bir de pozisyon alışkanlığı var. Akustikte gövde hacimli; elektro çok daha ince. Kolun gövdeyi sarma biçimi değişiyor. İlk haftalarda akustiği tutuyormuş gibi tutunca tiz seslerde de garip durumlar yaşadım. Akustik elektro gitar geçişinde en çok sevdiğim şey ise dinamik kontrol oldu. Crunch sesi, clean ses, efekt zincirleri; bunlar akustikle mümkün değildi. Müzikalite açısından kapılar açıldı. İki enstrüman aynı aileden ama farklı diller konuşuyor. Akustik elektro gitar geçişi bir sıfırlama gerektirmiyor; ama bir uyarlama gerekiyor. Bunu erkenden bilseydiniz, çok daha hızlı adapte olursunuz.