Ahşap oymacılığına başlangıç hikayem bir tatil hediyesiyle başladı. Çevrimiçi bir setten aldım, içinde birkaç alet ve ince bir ahşap blok vardı. Kutuyu açtım, aletlere baktım ve aklıma 'ne kadar zor olabilir ki' geldi. Çok hızlı yanılacaktım. Birinci hata: sert ağaçla başladım. Kutudaki ahşap meşeydi. Meşe sert bir ağaç türüdür, yeni başlayanlar için değildir. Birinci gün aletlerim ahşabı yaka yaka ilerledi, elim ağrıdı, çıkan şekil istediğimden hiç benzerin değildi. İkinci hata: aleti yanlış tutuyordum. Kesici aletleri çok sert kavramak hem kontrolü zorlaştırır hem de el yorgunluğunu hızlandırır. Bunu ancak ikinci haftada fark edebildim. Üçüncü hata: acele ettim. Ahşap oymacılığı başlangıç aşamasında en çok sabır isteyen şey anlamak. Ben hızlı bir sonuç almak istedim, oysa ahşap kendi ritmiyle gider. Dördüncü hata: aletleri bilememek. Kesici aletler körleştiğinde hem daha fazla güç uygulamak gerekir hem de kontrol azalır. Kayar ve iz bırakır. İlk ay boyunca körleşmiş aletlerle çalıştığımı bilmiyordum bile. Beşinci hata: deseni doğrudan ahşaba çizmek. Bir tahta üzerine kalemle çizim yaptım ve sonra oydum; ama kalem izleri kaldı ve deseni gözle takip etmek sandığım kadar kolay olmadı. Altıncı hata: liflere dikkat etmemek. Ahşabın lif yönüne karşı oyulunca hem zorluk artar hem de kırılma riski çıkar. Yedinci hata: doğru ahşap türünü araştırmamak. Ihlamur, ıhlamur çok daha uygun ve başlangıç için elverişlidir. Bunu öğrenmek üç ayımı aldı. Ahşap oymacılığı başlangıç sürecim bu yedi hatadan geçti. Şimdi daha basit ağaçlar kullanıyorum, aletlerimi düzenli biliyor, lif yönünü kontrol ediyorum. İlk ürettiğim şeyin ne olduğunu sorarsanız; kurtarılması mümkün olmayan bir kare ahşap parçasıydı. Ama o parça olmadan bugünkü anlayışıma gelemezdim.