Bir ormanı düşünün. Ağaçlar, böcekler, kuşlar, geyikler, kurtlar... Bunların hepsi birbiriyle bağlı bir ağ oluşturur. Ekosistem dengesi, bu ağdaki her unsurun diğerlerini etkilemesi ve bu etkileşimlerin kararlı bir bütün oluşturmasıdır. Ekosistem dengesi bozulduğunda ne olur? Bunu anlamanın en çarpıcı yolu gerçek örneklere bakmaktır. **Yellowstone Kurdu Deneyi:** 1926'da Yellowstone Ulusal Parkı'ndaki kurtlar avlanarak yok edildi. Sonrasında geyik popülasyonu kontrolsüzce arttı. Geyikler nehir kenarlarındaki bitki örtüsünü aşırı otladı; ağaçlar yok oldu, nehir kıyıları çıplaklaştı. Bu durum nehir kıyı erozyonunu hızlandırdı, çünkü köklerin tuttuğu toprak kalmamıştı. 1995'te kurtlar yeniden yerleştirildiğinde, geyikler nehir kıyılarından uzaklaştı, bitkiler yeniden büyümeye başladı. Nihayetinde nehirlerin seyri bile değişti. Kurtlar olmadan, bir ekosistem kaskat halinde çökmüştü. **İstilacı türler:** Bir türün doğal düşmanı olmadan yeni bir ekosisteme girmesi, ekosistem dengesini hızla alt üst eder. Aslan balığının Karayip mercan resiflerine yayılması, yerli balık popülasyonlarını ciddi ölçüde azaltmıştır. **Polinatörlerin kaybı:** Bal arıları ve diğer polinatörler, bitkilerin üremesi için gereklidir. Polinatör popülasyonlarının azalması doğrudan tarımsal verimi etkiler. Ekosistem dengesi bozulunca, biyolojik bir sorun ekonomik bir soruna dönüşür. Ekosistem dengesi denildiğinde sadece büyük vahşi hayvanlar akla gelmemeli. Toprak bakterileri, mantarlar, böcekler, bunlar da dengenin ayrılmaz parçası. Tek bir halka koptuğunda tüm zincir etkilenebilir. Bu örnekler şunu gösteriyor: ekosisteme müdahale, çoğu zaman uzak bir noktadaki beklenmedik sonuçlara yol açar. Doğanın işleyişi, öngördüğümüzden çok daha karmaşık geri besleme döngülerinden oluşur.