İlk yılın sonunda oturdum, gerçek bir bilanço çıkardım. Sadece para değil, zaman, enerji, özgüven, hayal kırıklıkları. Freelance çevirmenlik ilk yıl benim için hem umduğumdan daha zor hem de umduğumdan daha öğretici oldu. Maddi tarafı dürüstçe yazayım: ilk altı ayda gelir çok düşüktü. Müşteri bulmak, fiyat belirlemek, sözleşme yazmak, bunların hiçbirini okulda öğretmemişlerdi. Freelance çevirmenlik ilk yıl demek, aynı anda hem çevirmen hem pazarlamacı hem muhasebeci olmak demek. Bu üçlüyü dengelemek yorucu. En büyük hatam müşteri seçmemekti. Gelen her işi kabul ettim. Bazı müşteriler geç ödedi, bazıları sürekli revizyon istedi, biri hiç ödemedi. Her biri farklı bir ders verdi ama bedeli ağır oldu. İkinci altı aydan itibaren sözleşme olmadan işe başlamıyorum, bu kuralı koymak her şeyi değiştirdi. Mesleki gelişim açısından ise birinci yıl inanılmaz verimli. Onlarca farklı alanda metin çevirdim: hukuk, tıp, turizm, teknik kılavuzlar, pazarlama. Her biri bir nişi keşfetmeme yardımcı oldu. Yılın sonunda kendime 'ben aslen ne çeviriyorum?' diye sorduğumda cevap netleşmişti: sosyal bilimler ve edebiyat. Freelance çevirmenlik ilk yıl için en önemli tavsiyem: Niş bulmaya erken başla, her işi kabul etme dönemini kısa tut, ve mutlaka yazılı sözleşme yap. Ben bu üçünü geç öğrendim. Ama geç öğrenmek, öğrenmemekten iyi. Şimdi ikinci yılımdayım ve çok daha sağlam bir zemin üzerindeyim.