Çevirmen ücretleri ile kalite arasındaki ilişki, sektörün en az konuşulan ama en derin yapısal sorunlarından birini oluşturur. Piyasa, çeviri hizmetini bir emtia gibi fiyatlandırma eğilimindedir; kelime başına düşen ücret giderek aşağı çekilmekte, bu baskı doğrudan çalışan kalitesine yansımaktadır. Çevirmen ücretleri kalite sorununu anlamak için üretim döngüsüne bakmak gerekir. Düşük ücret, deneyimli çevirmenlerin sektörden uzaklaşmasına yol açar. Yerlerine daha az deneyimli, ücret baskısına boyun eğen isimler geçer. Bu kişiler daha fazla kelimeyi daha kısa sürede çevirmek zorunda kalır; kalite kontrol için zaman ayıramazlar. Müşteri fiyat düşüklüğünden memnundur ama aldığı metnin gerçek değerini tartamaz. Sektörün ikinci kırılma noktası, post-editing modeliyle makine çevirisinin yaygınlaşmasıdır. Bazı ajanslar makine çıktısını insan emeğiyle üretilmiş gibi sunar; ücretleri aynı tutarken üretim maliyetlerini düşürür. Çevirmen ücretleri kalite ilişkisindeki bu deformasyon, hem profesyonelleri hem de son kullanıcıları mağdur eder. Ücret baskısının yarattığı bir diğer sorun uzmanlaşmanın önündeki engel olmasıdır. Hukuki, tıbbi veya teknik çeviri; derin alan bilgisi gerektirir. Bu bilgiyi edinmek zaman ve yatırım demektir. Ancak piyasa bu uzmanlığı yeterince fiyatlandırmaz; bu yüzden gerçek uzmanlar azalır. Müşterilere dürüst bir öneri: En düşük fiyatlı çeviriyi seçmek, genellikle en pahalı kararı vermektir. Çevirmen ücretlerini adil düzeyde tutmak, sonuçta kaliteli içerik için tek güvenilir yatırımdır.