Nöroplastisite, sinir sisteminin deneyime, öğrenmeye ve hasara yanıt olarak yapısal ve işlevsel bağlantılarını yeniden düzenleme kapasitesini tanımlar. Bu kapasitenin en iyi karakterize edilmiş hücresel alt yapısı, uzun süreli potansiyasyon (Long-Term Potentiation, LTP) olgusudur. LTP, 1973'te Timothy Bliss ve Terje Lømo tarafından tavşan hipokampüsünde tanımlandı; yüksek frekanslı uyarı (tetanik uyarım) sonrasında sinaptik gücün saatler hatta günler boyunca artmış kaldığı gösterildi. LTP'nin hücresel mekanizmaları iki zaman ölçeğinde işler: erken LTP (E-LTP, dakikalar-saatler) protein sentezinden bağımsızken, geç LTP (L-LTP, saatler-günler) de novo protein sentezi ve gen ekspresyonunu zorunlu kılar. E-LTP'nin tetiklenmesinde NMDA (N-metil-D-aspartat) reseptörleri merkezi rol üstlenir. Bu reseptörler hem ligand hem voltaj kapılıdır: glutamat bağlanması ve postsinaptik membranın depolarizasyonu eş zamanlı gerçekleşmediği sürece, kanal içindeki Mg²⁺ bloğu iyon akışını engeller. Bu koşullu geçirgenlik, Hebb kuralının (birlikteli aktive olan nöronlar bağlantılarını güçlendirir) sinaptik düzeydeki fizyolojik karşılığı olarak yorumlanır. NMDA reseptörleri açıldığında kanala Ca²⁺ girişi gerçekleşir. Artan postsinaptik Ca²⁺ konsantrasyonu, CaM (kalmodulin) aracılığıyla CaMKII'yi (Ca²⁺/kalmodulin bağımlı protein kinaz II) aktive eder. CaMKII'nin bu nöroplastisite mekanizmasındaki rolü çok yönlüdür: AMPA reseptörlerini (α-amino-3-hidroksi-5-metil-4-izoksazolpropionik asit reseptörleri) sinaptik membrana ek olarak trafik eder, mevcut reseptörlerin iletkenliğini artırmak üzere GluA1 alt birimini Ser831'den fosforile eder ve kendi kendini fosforile ederek kalıcı bir aktif konformasyona geçer (otofosforilasyon). Bu son özellik, LTP'nin başlatılma sinyalinin kesilmesinden sonra da devam eden sinaptik güçlenmeyi açıklar. Sinaptik güçlenmenin yapısal boyutu, dendritik dikenlerin (dendritic spines) morfolojisini kapsar. LTP indüksiyonu sonrasında dikenler hem hacim hem de boğaz çapı açısından büyür; bu süreçte aktin polimerizasyonu ve depolimerizasyon dinamikleri belirleyici rol oynar. Kofilin ve Arc/Arg3.1 gibi aktin düzenleyici proteinlerin ekspresyonu LTP sırasında hızla artar. Büyüyen dikenler, daha fazla AMPA reseptörü barındırabilecek genişlemiş postsinaptik yoğunluk (PSD) alanı oluşturur. L-LTP evresine geçiş, cAMP-PKA-CREB sinyal yolunu gerektirir. Adenilil siklaz aktivasyonu ve ardından gelen cAMP yükselmesi, PKA'yı (protein kinaz A) nükleusa taşıyarak CREB (cAMP yanıt elemanı bağlayıcı protein) transkripsiyon faktörünü Ser133'ten fosforile eder. CREB, CRE (cAMP yanıt elemanı) içeren promotörleri aktive ederek BDNF (beyin kaynaklı nörotropik faktör), zif268 ve Homer gibi plastisiteyle ilişkili genlerin ekspresyonunu tetikler. BDNF, TrkB reseptörü üzerinden bir pozitif geribildirim halkası oluşturarak sinaptik güçlenmeyi pekiştirir. Nöroplastisite mekanizmaları yalnızca LTP ile sınırlı değildir; LTD (uzun süreli depresyon), metaplastisite ve homeostatik ölçeklendirme (homeostatic scaling) bu süreçleri tamamlar. Homeostatik ölçeklendirmede, kronik aktivite değişimlerine yanıt olarak tüm sinapslardaki AMPA reseptör yoğunluğu eşzamanlı yukarı ya da aşağı düzenlenir; bu mekanizma ağ düzeyinde kazanç stabilitesini korur ve LTP/LTD tarafından oluşturulan bireysel sinaptik değişimlerin aşırı kazanca yol açmasını engeller. Sinaptik güçlenme ile homeostaz arasındaki bu denge, belleğin hem yazılmasını hem de taşınabilir bir kodlama olarak korunmasını mümkün kılar.