Bakhtin polifonik roman kavramı, Mihail Bakhtin'in Dostoyevski Poetikasının Sorunları adlı çalışmasından çıkan ve tek seslilik (monoloji) ile çok seslilik (polofoni) arasındaki ayrıma dayanan bir roman teorisidir. Polifonik roman, yazarın sesi tarafından kontrol edilen karakterler yerine, her birinin kendi bilinç ve bakış açısıyla eşit otoriteye sahip olduğu özerk sesler barındırır. Bakhtin polifonik roman anlayışında Dostoyevski romanları ayrıcalıklı örnek konumundadır. Dostoyevski'nin romanlarında ne kahraman yoktur ne de anlatıcı özne tutarlı bir epistemik üstünlüğe sahiptir. Her karakter kendi ideolojisini, kendi gerçeklik anlayışını ve kendi dilsel dünyasını taşır; yazar bu sesler arasında bir hakeme indirgenmiş görünür. Bu yapının karşısında Tolstoy'un monolojik romanları, yazarın sesi karakterlerin söylemini yönlendiren ve yorumlayan tek egemen mercii konumundadır, zıt kutbu temsil eder. Diyalog kavramı Bakhtin polifonik roman teorisinin özündedir. Diyalog salt iki karakterin konuşması değil; söylemin yapısal bir özelliği olarak her sözün başka sözlere yanıt verdiği, onları öngördüğü ve onlar tarafından şekillendirildiği dinamik bir anlam üretimidir. Bu anlamda Bakhtin için dil özünde diyalojiktir; monoloji ise diyalogu bastıran ya da sessizleştiren bir söylem pratiğidir. Roman eleştirisi açısından Bakhtin polifonik roman çerçevesi çok sesli yapıyı normlandırmak ya da tüm romanlara uygulamak yerine bir normatif özgürlük ölçütü olarak sunar. Bir romanın karakter seslerini ne ölçüde özgün bırakıp bırakmadığı, onları ideolojik bir sonuca doğru yönlendirip yönlendirmediği, bu çerçeveyle sorgulanabilir. Türkçe yazın bağlamında Bakhtin polifonik roman kavramı özellikle çok etnik ve çok kültürlü Osmanlı-Türk geçiş romanlarında anlatıcı sesi ile karakter sesleri arasındaki gerilimi analiz etmek için üretken bir çerçeve sunar.