Çeviri yanlış anlama konusunda en çok kendi başımdan geçenleri anlatmayı tercih ederim; çünkü ancak böyle gerçekten öğreniliyor. Birkaç yıl önce bir uluslararası ticaret sözleşmesini çeviriyordum. 'Consideration' kelimesi defalarca geçiyordu. Hukuki bağlamda 'edim' anlamına gelir; sözleşmedeki karşılıklı yükümlülük. Ben bir noktada dikkatim dağıldı ve aynı kelimeyi 'değerlendirme' olarak çevirdim, günlük dildeki anlamıyla. Bir paragrafta 'edim', diğerinde 'değerlendirme' yazdım. Çeviri yanlış anlama olayı mahkemede mi çıksaydı? Felakete dönüşebilirdi. Neyse ki müşterinin avukatı metnin son okumasında fark etti ve beni aradı. Sessizce düzelttim, içim yandı. O günden bu yana her uzun çeviride 'terim tutarlılığı listesi' tutuyorum. Bir Word belgesi açıyor, metinde geçen teknik terimlerin hangi Türkçe karşılıklarını kullandığımı not ediyorum. Böylece aynı belgenin 20. sayfasında başa dönüp kontrol edebiliyorum. Çeviri yanlış anlama sadece bilgisizlikten kaynaklanmıyor, bazen yorgunluktan, bazen otomatik pilota geçmekten kaynaklanıyor. Bunu öğrendikten sonra uzun metinleri bloklara böldüm, her blok sonunda kısa mola veriyorum. Küçük ama etkili bir değişiklik. Hata oranım belirgin şekilde düştü ve bunu kendime itiraf etmek başlı başına iyi hissettirdi.