Stanislavski duygusal hafıza tekniği, oyuncunun geçmişte yaşadığı gerçek duygusal deneyimleri sahnede yeniden aktive etmek amacıyla içsel odak üzerine kurulu bir araçtır. Affective memory ya da emotional recall olarak da adlandırılan bu teknik, Sistem içinde tartışmalı ve deneyimsel açıdan sınırları olan bir araç olarak konumlanır. Stanislavski duygusal hafıza tekniğinin pratikte işleyişi şu biçimde özetlenebilir: Oyuncu, karakterin sahnedeki duygu durumuna analoji oluşturabilecek kişisel bir anıyı seçer ve bu anının çevresel ayrıntılarını (koku, ses, ışık, mekân dokusu) zihinsel olarak yeniden inşa ederek duyguyu uyarır. Stanislavski bu yöntemi doğrudan duyguyu zorlamaya değil, duyguyu dolaylı biçimde tetikleyen koşulları yeniden oluşturmaya dayandırmıştır. Yöntemin sınırları ve riskleri belgelenmiştir. Lee Strasberg'in Amerikan Actor's Studio'sunda geliştirdiği Method Actig yorumu, duygusal hafıza tekniğini çok daha merkezi bir pozisyona yerleştirdi; bu da oyuncuların travmatik deneyimleri sahne içinde yeniden yaşama (re-traumatization) riskini artırdı. Stella Adler gibi Stanislavski'nin öğrencileri bu yaklaşıma karşı çıkarak imagination (hayal gücü) kullanımını savundu; hayal gücü, kişisel travmayı tetiklemeksizin benzer duygusal zemin oluşturabilir. Stanislavski duygusal hafıza tekniğinin çağdaş sahne pratiğindeki yeri, yönetmenin ve stüdyonun benimsediği yaklaşıma bağlı olarak büyük farklılık gösterir. Psikofiziksel çalışmayı (beden-duygu ilişkisi) esas alan güncel eğitim modelleri, duygusal hafızayı bağımsız bir araç olarak değil daha kapsamlı bir araca bağlı seçenek olarak konumlandırır.