Müzik öğretmensiz öğrenmek kararını bilinçli almadım başta. Para yoktu, zaman yoktu, gitar aldım, kendi kendime başladım. İki yıl geçince "bu alışkanlık mı, yoksa yanlış alışkanlık mı?" diye sordum kendime. Müzik öğretmensiz öğrenmenin artısı neydi bende? Özgürlük. İstediğim şarkıyı çalışabildim. Müfredat yoktu, sıralama yoktu. Bir parçayı sevdim, üç hafta onu çalıştım. Sıktı, bıraktım, başkasına geçtim. Bu motivasyonu canlı tuttu. Eksi tarafı gecikmeli ortaya çıktı. Teknik hatalar birikmişti. Parmak pozisyonu yanlıştı, bileği nasıl tutmam gerektiğini bilmiyordum. Bu hataları kendi başıma görme imkânım yoktu; ayna tutmak yetmez, hissi bilmiyorsun, karşılaştırma yapamıyorsun. Bir gün bir müzisyen arkadaşım çalarken izledi. Beş dakika sonra "elini göreyim" dedi, baktı. "Sol el yanlış açıda, tendinit riski var" dedi. Altı yıldır çalıyordum, kimse söylememişti. Müzik öğretmensiz öğrenmenin bence en büyük riski bu: yanlış oturduğunda onu fark edecek dışarıdan bir göz yok. Teknik hatalar kaslanmış alışkanlık haline geliyor, sonra düzeltmesi öğrenmekten daha zor. Artı tarafını yine de küçümsemiyorum. Müziği sevmek için öğrendim, performans için değil. Bu niyet öğretmensiz ilerlemek için doğru zemin. Eğer sahneye çıkmak, profesyonel olmak hedefliyorsan öğretmen şart. Şu an ikisini birleştiriyorum: üç ayda bir kez bir enstrüman öğretmeniyle oturup tekniğimi gözden geçiriyorum. Günlük pratik kendi kendime. Bu denge bana göre çalışıyor.