Yedi yaşındaki kızım ilk kez plastik şişeyi çöpten alıp mavi kutuya attığında o kadar gururlandı ki bütün salona tur attı. "Anne bak, kurtardım bunu!" dedi. Çocuklara geri dönüşüm öğretmek, düşündüğümden çok daha karmaşık çıktı. Teorisi kolay: renk kodlu kutular, her materyal kendi kutusuna. Pratiği bambaşka bir hikaye. İlk hafta üç kutu aldım. Mavi plastik ve kağıt için, sarı cam için, gri genel çöp için. Kızıma renkleri öğrettim, hangi şeyin nereye gittiğini anlattım. İlk test hemen geldi: sabah kahvaltısında yoğurt kabı. Kızım mavi kutuya attı, ben de teyit ettim. Tamam. Sonra balmumu kağıdı çıktı ortaya. "Bu nereye gidiyor anne?" Duraksadım. Kağıt kategorisinde değil, geri dönüşümü yok. Söyledim, anlamadı. "Neden bu geri dönüştürülmüyor, kağıt değil mi?" Altı aylık çocuklara geri dönüşüm öğretme maceramın en büyük dersi bu soruydu: ben de tam cevap bilmiyordum. Sonra birlikte öğrendik. Hafta sonu süpermarkete gittik, ambalajları okuduk. Hangi plastik kodlarının geri dönüştürülebildiğini, hangi kağıtların gitmediğini araştırdık. Kızım artık plastik kodlarını benden iyi biliyor. En zor kısmı motivasyonu korumak. Başlangıçta heyecanlıydı, üç hafta sonra sıkılmaya başladı. Kutuları doldurmak rutin haline gelince ilgi azaldı. Çözüm: kompost. Küçük bir kompost kutusu aldım balkona, meyve kabuklarını atmaya başladık. Toprak oluşturma süreci görsel olduğu için kızımı yeniden yakaladı. Her gün kontrol ediyor, koku çıkıyor mu, böcek var mı diye. Çocuklara geri dönüşüm öğretmenin en işe yarayan yöntemi neydi benim için? Soyut anlatı değil, somut gözlem. Atık dönüşüm tesisine gezi yaptık, ne olduğunu gördü. O geziden sonra hiç "neden yapıyoruz?" demedi.