El örgüsü yaratıcılık geliştirme tartışması, pek çok hobicinin yıllarca örgü ördükten sonra bile neden hâlâ başkalarının kalıplarına bağımlı kaldığını sormakla başlar. Bu bağımlılık yetenek eksikliğinden değil, psikolojik bir engelden kaynaklanır. El örgüsü yaratıcılık geliştirme sürecinin önündeki ilk engel başarısızlık korkusudur. Kalıp takip etmek güvenlidir; hata kalıpta aranır ve bulunur. Kendi tasarımını yaratmak ise belirsizlik içerir, hesaplamalar gerektirir ve sonuç garanti değildir. Bu belirsizlik pek çok hobiciyi kalıp güvenliğinin içinde tutar. Bir diğer engel matematiksel karmaşıklık algısıdır. Kendi örgü tasarımını oluşturmak swatch (deneme parçası) örme, ilmek sayısı hesaplama ve şekillendirme matematiklerini gerektirir. Bu adımlar gerçekten teknik bilgi ister; ancak pek çok deneyimli örgücünün bu bilgiyi zaten biriksel olarak edinmiş olduğu gerçeği görmezden gelinir. El örgüsü yaratıcılık geliştirme yolunda kalıp bağımlılığını sürdüren bir diğer etken örgü topluluklarının oluşturduğu zımni normlar içerir. Belirli tasarımcıların kalıplarını takip etmek sosyal bir onaylama mekanizması içerir; kendi tasarımını yapmak bu onaylama döngüsünün dışına çıkmak demektir. Yapıcı bir yaklaşım olarak şu adımlar önerilebilir: Mevcut bir kalıba küçük değişiklikler getirmekle başlamak, renge veya ipliğe özgün seçimler yapmak ve gitgide daha büyük tasarım kararları almak. El örgüsü yaratıcılık geliştirme, tek adımda değil aşamalı olarak gerçekleşen bir serbest bırakma sürecidir.