Yavaş moda deneyimi harcama konusunda dürüst olmak gerekiyor çünkü sosyal medyada hep güzel tarafı gösterilir. Ben hem iyi hem kötü tarafını yaşadım. Hızlı modayı neden bıraktım? Dolabım doluydu ama giymek istediğim bir şey yoktu. Yeni sezon geliyordu, yine dolap yenileme ihtiyacı. Durmuyordu. Bir araştırma okudum: ortalama bir kadın yılda altmış yedi yeni giysi alıyor, bu otuz yıl önce iki katıdır. Ben ortalamanın üstündeyim diye tahmin ettim. Saydım: yetmiş dört almışım geçen yıl. Yavaş moda deneyimi harcama değişikliğiyle başladı. Kural koydum: yeni bir şey almadan önce bir ay bekleme. Bir ay sonra hâlâ istiyorsan al. Birinci ayı test ettim: dört ürün listeledim, bir ay sonra biri kalmıştı listede. Üçünü zaten unutmuştum. Birinci yılın muhasebesi: toplam giysi harcaması bir önceki yıla göre yüzde kırk düştü. Ama birim fiyat arttı. Daha az ama daha iyi kalitede aldım. Toplam miktarda azalma sağladım. Ancak yavaş moda kolay değil. Bir sürpriz düğün daveti var, kıyafetin yok, "al bir şeyler" baskısı var. Ya da bir sezon geçti, trendler değişti ve rafta beklediğin şey artık güncel değil. Bu durumlar stres yaratıyor. Yavaş moda deneyimi harcama dışında başka değişiklikler de getirdi. Kaliteyi nasıl okuyacağımı öğrendim. Kumaşın gramajını soruyorum artık. İkinci el market alışverişleri gardırobumun büyük parçası oldu. Bir yıl sonra dolabım daha küçük ama her sabah giymek istediğim bir şey çıkıyor. Bu değişiklik tek başına yeterliydi.