Başlangıç çizgisinde ayaklarım titriyordu. Etrafımda binlerce insan vardı ama ben kendimi tuhaf bir biçimde yalnız hissediyordum. Altı aydır bu maraton deneyimi için koşmuştum, her sabah kalkıp ayakkabılarımı giymiştim, ama o an her şey gerçek oldu. İlk on kilometre düşündüğümden çok daha kolay geçti. Kalabalık beni taşıdı adeta. Yol kenarlarında insanlar bağırıyordu, müzik çalıyordu, ben de kendimi bir filmde gibi hissettim. Tempomu korumaya çalıştım, çok hızlı başlamayın diyen her koçu aklımda tutarak. On beşinci kilometrede ilk kriz geldi. Sol dizim sertleşmeye başladı. Hafifçe yavaşladım, nefesimi ayarladım. Aklımdan geçenler gülünçtü o an: "Bu kadar antrenman için mi?" Sonra bir şeyleri hatırladım. Bana maraton deneyimini anlatan ablamın söyledikleri: "Beyin her zaman senden önce pes eder." Yirminci kilometrede beslenme noktasında durdum. Su içtim, muz yedim, bacaklarımı sallayarak birkaç adım yürüdüm. Yanımda duran adam bana döndü: "İlk maran mı?" diye sordu. "Belli oluyor mu?" dedim. Güldü. "Gözlerinde var" dedi. Otuz birinci kilometre, herkesin "duvara çarpmak" dediği noktaydı. O duvara gerçekten çarptım. Bacaklarım kurşun gibi ağırlaştı, zihinim "dur artık" diye fısıldadı. Bir yerde durdum ve yürümeye başladım. Utanmadım. Kimse bana bakmadı. Herkes kendi savaşındaydı. Otuz altıncı kilometrede tekrar koşmaya başladım. Bilmiyorum nasıl oldu. Belki adrenalin, belki inat, belki de yol kenarında bana bağıran yaşlı bir kadının sesi: "Haydi! Neredeyse geldin!" Ona döndüm ve güldüm. O da güldü. O an her şeye değdi. Son iki kilometre farklıydı. Ağrıyı hissettim ama umursamadım. Bitiş çizgisi gözüktüğünde içimde garip bir şey koptu. Ağlamak istedim ama sesim çıkmadı. Sadece koştum. Finişi geçtiğimde birisi boynuma madalya taktı. Çömelip elleri dizlerimde öylece durdum. Yanımda duran görevli kadın omzuma dokundu: "Tebrikler" dedi. O kelime o an dünyadaki en güzel kelimeydi. Maraton deneyimi bana şunu öğretti: Bedeniniz düşündüğünüzden çok daha dayanıklı. Ama asıl mesafe kafa içinde oluyor. Yolun yarısında zihninizi kaybetmeden tutmayı becerirseniz, bacaklarınız bir şekilde devam eder. Bunu bir kitapta okusaydım inanmazdım. Ama şimdi biliyorum.