Annem beni otururken hep dantel örerdi. Küçükken ellerindeki o ritmi, iplerin birbirine geçişini, zamanla ortaya çıkan deseni hayranlıkla izlerdim. Evlenirken 'ben de öreceğim' dedim. Dantel örme deneyimim böyle başladı ve beklediğimden çok daha derin bir yolculuğa dönüştü. İlk dersler zordu. Eller koordineli çalışmıyor, iplik düğüm atıyor, saydığım ilmekler kayboluyordu. Dantel örme deneyiminin ilk haftası birçok kez ipliği tuttukça masaya koydum. Ama annemle birlikte oturduğumuz bir akşam, o sabırla yanıma geçip ellimi tuttu, ritmi gösterdi. O dokunuştan sonra bir şeyler oturdu içimde. Çeyiz için bir masa örtüsü yapmak altı ay sürdü. Altı ay boyunca her gece en az bir saat dantel ördüm. Bu süre içinde sabır hakkında beklenmedik şeyler öğrendim. Hata yaptığımda geriye sarıp tekrar ilerlemek, her ilmeği bilinçli atmak, sonucu görmeden devam etmek, bunlar sadece dantel tekniği değil, hayat tekniği. Dantel örme deneyimi bende bir yavaşlama alışkanlığı yarattı. Akşamları telefonu bir kenara bırakıp iple oturmak, sessizlikte bir şey üretmek, bu benim için meditasyon gibi bir hâl aldı. O çeyiz örtüsü şimdi annemin evinde. Mükemmel değil, birkaç düzensiz ilmek var. Ama her biri benim ellerimden geçti, her biri bir sabır anıdır.