Evrenin kütlesinin yaklaşık yüzde 27'si, hiçbir ışık yaymayan, absorbe etmeyen, yansıtmayan bir maddeden oluşuyor. Buna karanlık madde diyoruz. Peki neden bu kadar gizli? Karanlık madde nedir sorusuna doğrudan yanıt vermenin güçlüğü, onu doğrudan gözlemleyemememizden kaynaklanıyor. Teleskoplar ışığı toplar; ışık yaymayan bir şeyi nasıl göreceksiniz? Bu yüzden karanlık madde nedir sorusu hâlâ tam yanıt bulamamış. Peki nasıl biliyoruz ki var? Birkaç gözlemsel kanıt, bu maddenin varlığına işaret ediyor. En çarpıcı olanı galaksi dönüşüm hızıdır. Galaksiler merkezden dışa doğru belirli bir hızla döner. Gözlemlenen kütleye göre hesaplandığında dış bölgeler çok daha yavaş dönmeli; ama dönmüyorlar. Bir şey onları sanki görünmez bir kütle varmış gibi hızlandırıyor. Bu fazladan kütlenin kaynağı: karanlık madde. İkinci kanıt gravitasyonel mercekleme. Işık, kütleli cisimler etrafında bükülür; bunu Einstein'ın genel görelilik teorisi öngörür. Astronomlar, görünür kütle hesaplarına uymayacak kadar fazla ışık bükülmesi gözemlediklerinde, araya karanlık madde kütlesi eklemeleri gerekiyor. Karanlık madde nedir sorusunu yanıtlama adayları arasında WIMP (Weakly Interacting Massive Particles, Zayıf Etkileşimli Ağır Parçacıklar), aksionlar ve steril nötrinolar sayılıyor. Ama bunların hiçbiri henüz laboratuvar ortamında doğrulanmadı. Alternatif teoriler de var. Bazı fizikçiler karanlık maddeye gerek olmadığını; bunun yerine yerçekimini tanımlayan denklemlerin değiştirilmesi gerektiğini savunuyor (MOND teorisi gibi). Ama bu yaklaşım da tüm gözlem verilerini açıklamakta zorlanıyor. Evrenin yüzde 27'si görünmez, doğrudan ölçülemiyor ve ne olduğu tartışmalı. Kozmolojinin en büyük açık sorularından biri bu olmaya devam ediyor.