Endometriyoz mücadele hikayesi benim için adını öğrenmeden çok önce başladı. On altı yaşında başlayan ağrılar, "normal adet ağrısı" diye geçiştirildi. Yirmili yaşlarımda iş günleri adet dönemlerinde verimsizleşiyordum; ağrı kesici almak kaçınılmaz rutinime dönüşmüştü. Tanıyı alan birçok kişi gibi ben de yıllarca bekledim. Jinekolog jinekolog dolaştım. Bazıları "stres" dedi, bazıları "psikolojik" dedi. Birkaçı bana acı normal olmamalı dedi ama ileri gitmedi. Endometriyoz mücadele sürecinin en yorucu kısmı hastalıkla değil kendini ispat etmekle geçen yıllardı. Tanıyı sonunda laparoskopi ile aldım, otuz iki yaşındayken. Ameliyat hem tanı hem tedaviydi. Ameliyat sonrası oda da o yılların ağırlığını taşıyordum; doğruymuşum, vardı. Endometriyoz mücadele hikayesinde ameliyatın ardından gelen süreç kendi zorluklarıyla geldi. Her ameliyat kalıcı çözüm değil. Beslenme değişikliklerinin iltihap yönetimine katkısını araştırdım; benim için faydalı oldu, herkes için aynı olmayabilir. Düzenli hareket, yetersiz uyku yapmamak, stres yönetimi; bunlar tablo içinde elimden geleni yapmak demekti. Destek topluluklarına katılmak beklenmedik bir güç kaynağı oldu. Aynı deneyimi yaşayan insanlar var; yalnız olmadığını hissetmek tedavi etmez ama dayanmayı kolaylaştırır. Endometriyoz mücadelesi bitmedi. Ama artık adıyla bildiğim bir şeyle mücadele ediyorum. Bu fark çok büyük. Hikayemi yazmak bile uzun zaman aldı çünkü anlatmak kabul etmektir; ve kabul etmek bazen en zor adımdır.