Kapadokya tüf kriptogam sükseyon çalışmaları, volkanik substratlarda biyotik kolonizasyonun nasıl ilerlediğini belgeleyen özgün bir araştırma alanı. Tüf (ignimbrit) oluşumları, pütürlü ve gözenekli yüzeyleriyle su tutma kapasitesi yüksek, ancak besin elementleri açısından son derece fakir substratlar oluşturuyor. Kriptogamlar, likenler, briyofitler (yosunlar ve ciğerotları) ve kriptogamik biyolojik toprak kabukları, bu substratlarda piyoner kolonizatörler olarak öne çıkıyor. Görevleri yalnızca yüzeyi kaplamak değil; zamanla üst toprak katmanı oluşumuna, azot tespitine ve nem tutumuna katkı sağlamak. Sükseyon dinamiklerinin birinci aşamasında kayaç yüzeyine yerleşen kriptolitik likenler (taşın içine gömülen, yüzeyden görünmeyen) pedojen süreci başlatıyor. Bu organizmalar hem kimyasal (asit salgısı) hem mekanik (hifa penetrasyonu) yollarla tüf minerallerini ayrıştırıyor. Ayrışma ürünleri ince bir biyomineralize katmanın oluşmasına olanak tanıyor. Kapadokya tüf kriptogam sükseyon örüntüsünde bakış açısı (aspect) belirleyici bir çevre değişkeni. Kuzey yüzlü tüf sütunları, "peri bacaları", daha uzun gölge süreleri ve daha yüksek nispi nem değerleriyle briyofit birliklerine sahip. Güney yüzlü yüzeyler ise kurağa dirençli Xanthoria ve Caloplaca cinslerinin dominant olduğu, daha az çeşitli ama yüksek biomass yoğunluklu lichen toplulukları barındırıyor. Sükseyon hızı tahminleri likençe tarihleme (lichenometri) yöntemiyle yapılıyor; bu yöntem belirli lichen türlerinin tanımlanan büyüme hızlarını kullanarak substra yaşını ve kolonizasyon başlangıcını tahmin ediyor. Kapadokya'da bu tahminler arkeolojik tarihleme verileriyle çapraz doğrulanabiliyor; bazı tüf yüzeylerin insan müdahalesine (oyma, kazıma) bağlı yüzey yenilenmesi sonrasında yeniden kolonize olduğu biliniyor. İklimsel değişkenlikle bağlantı, kriptogam topluluklarının kısa vadeli stres yanıtları üzerinden izlenebiliyor. Uzun kuraklık dönemlerinde briyofit biyokütlesi dramatik biçimde azalabiliyor; buna karşın nemlenme sonrasında poikilohidrik özelliği sayesinde çoğu tür aktivitesine hızla geri dönüyor. Bu dayanıklılık özelliği kuraklığın derinleştiği senaryolarda topluluk kompozisyonunu nasıl değiştireceğinin anlaşılması açısından izleme programlarına dahil ediliyor. Kapadokya tüf kriptogam sükseyon araştırmalarının pratik boyutu turizm baskısı kaynaklı bozulmayı izlemek. Popüler kamp ve yürüyüş alanlarında biyolojik toprak kabukları trampling baskısına özellikle hassas. Bu toplulukların bir kez tahrip edilmesi durumunda yeniden gelişimi onlarca yıl alıyor; bu yüzden koruma planlaması sükseyon zamanlamasını doğrudan göz önüne almalı.