Mimarlık staj yurt dışı deneyimim, kendi ülkeme bambaşka gözlerle bakmamı sağladı. Hollanda'da küçük bir ofiste staj yaptım; ekip on kişiydi, ama çalışma kültürü benim o zamana kadar bildiklerimin tam tersi gibiydi. Mimarlık staj yurt dışı sürecinde ilk dikkatimi çeken şey, zaman yönetimiydi. Ofis 9'da açılıyor, 18'de kapanıyordu. Gece yarısı çalışma yoktu. Ama çıktılar mükemmeldi. Türkiye'deki staj ortamımda geceler stüdyoda geçer, yorgunlukla mücadele ederken kalite arayışına girilirdi. Avrupa'da sınırları belirlenmiş bir çalışma disiplini, daha verimli üretim yaratıyordu. Bir diğer fark, müşteriyle ilişki kurma biçimiydi. Tasarım kararları toplantılarda tartışılıyor, müşteri her adımda bilgilendiriliyordu. Mimarlık staj yurt dışı tecrübem bana şeffaf iletişimin nasıl çalıştığını gösterdi. Ama en büyük fark, kentsel dokuda hissettim. Yürünebilir şehirler, bisiklet altyapısı, tarihi ve yeniyi bir arada barındıran bloklar. Türkiye'deki şehirlerde bu dengenin neden kurulmadığını sorgulamaya başladım. Mimarlık staj yurt dışı deneyimi, mesleki eleştiri gözümü açtı. Geri döndüğümde fark ettiğim eksikler daha net görünüyordu: kaldırım standartları, yeşil alan planlaması, kamu mekânı tasarımı. Bunları biliyordum ama dışarıdan bakınca daha keskin görünüyor. Staj dönüşünde bir danışmanım "yurt dışında ne öğrendiniz?" diye sordu. "Yeterli dinlenmenin iyi iş üretmek için şart olduğunu" dedim. Hafifçe güldü ama hayır demedi.