Otoyolda lastik patlaması yaşayana kadar bunun nasıl bir şey olduğunu tahmin etmeye bile çalışmazdım. Saatte 110 kilometre hızla gidiyordum, müzik çalıyordu, her şey normaldi. Sonra güçlü bir patlama sesi geldi ve araç sağa doğru sert çekmeye başladı. Otoyolda lastik patlaması anında yapılacak en yanlış şey fren yapmaktır; ama bu tam da içgüdüsel tepkiniz. Ben de yaptım. Araç daha da kontrolsüz davrandı. Birkaç saniye içinde kendimi toparlayıp gazı kestim, iki elimle direksiyonu sıkıca tuttum ve yavaşça bant yönüne doğru araçı yönlendirdim. Emniyet şeridine çekene kadar geçen süre beş-on saniyeydi; bana sonsuz gibi hissettirdi. Araçtan çıktığımda bacaklarım tutmuyordu. Arka sol lastik paramparçaydı. Yol kenarında patlak lastikle duran bir araç, geçen TIR'ların yarattığı hava darbesiyle sallanıyor; bu da ayrı bir korkutucuydu. Yardım çağırdım, stepne ve kriko vardı araçta ama o kadar stres altında vida anahtarını bile bulamadım önce. Yol yardım servisi gelene kadar araçta beklemenin daha güvenli olduğunu o gün öğrendim; yol kenarında durmak daha tehlikeli. Otoyolda lastik patlaması sonrası aklımda kalan pratik bilgiler: Aracın lastiği patladığında ani fren değil, gaz keserek kontrollü yavaşlama doğru tepki. Her sürücünün aracında geçerli stepne, kriko ve reflektör bulundurması şart. Ben bunları biliyordum ama stepnemin basıncını kontrol etmemişim; şişede hava yoktu. Lastik basıncını ayda bir kontrol etmek ve diş derinliğini mevsimlik ölçmek bu tür sürprizlerin önünü kesiyor.