Evde sis oluşturma deneyi yapmak aklıma geldiğinde, sadece eğlenceli bir hobi projesi gibi görünüyordu. Sıcak su buharı ile soğuk hava arasında ne olduğunu görmek istiyordum. Kâğıtta çok basit duruyordu. Deneye başlamadan önce birkaç malzeme hazırladım: bir plastik şişe, sıcak su, biraz duman kaynağı ve buzlu bir yüzey. Sıcak buharlı hava soğuk yüzeyle karşılaşacak ve sis oluşacaktı. İlk denemede hiçbir şey olmadı. Sıcak su koydum, şişeyi kapattım, açtım. Buhar çıktı ama sis olmadı. Birkaç kez tekrar denedim. Bir şey eksikti. Evde sis oluşturma deneyi sırasında araştırmak zorunda kaldığım o eksik şey beni termodinamiğin temeline götürdü: yoğunlaşma çekirdekleri. Hava içindeki su buharı doğrudan sise dönüşmüyor. Tutunacak minik bir parçacığa ihtiyaç duyuyor. Doğada bu toz, duman veya tuz partikülleri. Duman kaynağı ekledim. Birkaç saniyeliğine içine hafif bir duman akıttım ve şişeyi kapattım. Sonra sıktım, bıraktım. O an sis oluştu. Şişenin içi beyazlaştı. Birkaç saniye içinde dağıldı ama oluşmuştu. O basit deney bana lisede okuduğum ama anlamlandıramadığım bir kavramı somut kıldı: Termodinamikte faz geçişleri soyut formüller değil, gözlemlenebilir olaylar. Su buharının sıvıya dönmesi için sadece sıcaklık farkı yetmiyor, bir başlangıç noktasına ihtiyaç var. Evde sis oluşturma deneyi sayesinde bulutların nasıl oluştuğunu da farklı gördüm. Atmosferde o yoğunlaşma çekirdekleri toz, deniz tuzu, yanma ürünleri. Bulut tohumlaması diye bir kavram var; uçakların bulut oluşturmak için kimyasal madde bıraktığı anlatılır. O mekanizma tam olarak benim şişemde yaşananla aynı. Bir şişeyle yapılan bu deney, fizik derslerini farklı bir gözle okumama neden oldu. Formüller hâlâ orada ama şimdi arkasında ne olduğunu biraz daha hissediyorum.