Diferansiyel öğretim müfredat uyarlama ilişkisi, sınıftaki öğrenme farklılıklarını engelleyen bir etken olarak değil, müfredat tasarımına dahil edilecek bir gerçeklik olarak ele alır. Bu yaklaşım, standart ders içeriğinin tüm öğrencilere aynı hızda ve aynı derinlikte sunulmasının ortalama kitleyi bile tam anlamıyla desteklemediği bulgusundan hareket eder. Hazır bulunuşluk, diferansiyel öğretim müfredat uyarlama modelinin birincil uyarlama eksenidir. Öğrencinin belirli bir kavram veya beceriyle ilgili mevcut bilgi düzeyi, kavramsal olgunluk ve bilişsel karmaşıklık toleransını kapsayan hazır bulunuşluk; ilgiden (konuya duygusal yönelim) ve öğrenme profilinden (tercih edilen işleme biçimi) ayrı tutulmaktadır. Tomlinson'ın modeli bu üç ekseni ayrıştırarak her birinde bağımsız uyarlama yapılmasını önermektedir. Müfredat uyarlamasının dört temel boyutu tanımlanmaktadır: içerik (ne öğretilir), süreç (nasıl işlenir), ürün (nasıl sergilenir) ve öğrenme ortamı. Hazır bulunuşluk odaklı içerik uyarlamasında "merdiven görevi" ilkesi uygulanır: Aynı temel kavramın daha soyut, daha karmaşık veya daha bağımsız versiyonları ön öğrenmeye göre farklılaştırılır. Bu uygulama, ileri düzey öğrencileri bekletmeden ve hazır bulunuşluğu düşük öğrencileri bunaltmadan aynı sınıf ortamında birden fazla giriş noktası sunar. Diferansiyel öğretim müfredat uyarlama sürecinde gruplandırma stratejileri de kritik bir işlev görür. Esnek gruplandırma, sabit yeteneğe dayalı gruplama yerine periyodik olarak yeniden belirlenen görev bazlı gruplar, etiketleme etkisini ve düşük statü algısını azaltır. Araştırmalar, katı yetenek gruplarının özellikle düşük grupta yer alan öğrencilerin öğrenme beklentilerini oldumsuz etkilediğini; esnek gruplandırmanın ise motivasyon ve büyüme yönelimi üzerinde daha destekleyici sonuçlar ürettiğini göstermektedir. Uygulama engellerinin de dürüstçe ele alınması gerekmektedir. Otuz öğrencilik heterojen sınıflarda bireyselleştirilmiş içerik yönetimi, öğretmen iş yükü açısından ciddi bir talepte bulunur. Bunun yerine küçük grup rotasyonu, istasyon modeli ve kendi kendini yöneten öğrenme köşelerinin kombinasyonu pratik bir uygulama çerçevesi sunar. Formativ değerlendirme döngüleri, kısa, sık ve geri bildirim odaklı ölçümler, hazır bulunuşluğun sürekli güncellenmesi için şarttır. Diferansiyel öğretim müfredat uyarlama yaklaşımının etkinliğine ilişkin meta-analitik kanıtlar umut verici olmakla birlikte karma sonuçlar içermektedir. En güçlü etkiler, sürecin rastgele değil sistematik biçimde uygulandığı ve öğretmenin formativ değerlendirme okuryazarlığının yüksek olduğu bağlamlarda gözlemlenmektedir. Müdahalenin kalitesi, modelin hangi bileşenlerinin ne kadar güvenilir biçimde uygulandığına bağlıdır.