Mülteci çocuklar gönüllü eğitim projesine katıldığımda 'faydalı olacağım' niyetiyle gittim. Döndüğümde benim de bir şeyler öğrendiğimi fark ettim, beklenmedik şeyler. Mülteci çocuklar gönüllü eğitim alanında ilk haftalar metodoloji kurmakla geçti. Çocukların yaşları farklıydı, arka planları farklıydı, Türkçe seviyeleri çok farklıydı. Hepsini aynı sınıfa koymak ve ders anlatmak işe yaramadı. Ben küçük gruplar oluşturdum. Günlük kelimelerle başladım: renkler, sayılar, yiyecekler. Resim kullandım, oyun kurdum. Bir kız vardı, sekiz yaşındaydı, her ders başında bana Arapça selam veriyordu. Ben de öğrendim ondan. O kızın Türkçeyi nasıl hızlı öğrendiğini izledim. Bir çocuğun dil öğrenme kapasitesi inanılmaz, korkusu yok, utancı daha az, merakı tam. Ben yirmi yıldır Türkçe konuşuyordum ama onun bana hissettirdiği şeyi dilimin ne kadar zengin olduğunu çok da düşünmemişim. Mülteci çocuklar gönüllü eğitim projesinde en çok öğrendiğim şey: eğitim tek yönlü akmaz. Sen öğretirken öğreniyorsun. Ben her haftadan bir şeyle ayrılıyordum, bazen bir Arapça kelime, bazen bir bakış açısı, bazen sadece sabrımın sınandığı bir an. Çocukların yarısı artık cümle kuruyor. Ben de şimdi anadilimi farklı gözle görüyorum.