Anti-TPO antikor Hashimoto tiroiditi ilişkisi, otoimmün tiroid hastalıklarının tanı ve izleme sürecinde en sık başvurulan serolojik parametrelerden birini oluşturur. Tiroid peroksidaz (TPO), tiroid folikül hücrelerinde tiroglobilin iyodinasyonunu ve tiroksin (T4) ile triiyodotironin (T3) sentezinin son basamağı olan oksidatif kondenzasyonu katalize eder. Bu enzime karşı üretilen anti-TPO antikorlar, tiroid bezi hasarının hem belirleyicisi hem de potansiyel efektörüdür. Anti-TPO antikor yüksekliği, belirli değerler üzerinde (laboratuvar referansına göre genellikle >34 IU/mL) Hashimoto tiroiditinin biyoimmünolojik tanı kriterleri arasında yer alır. Bununla birlikte, antikor titresi ile hastalığın klinik şiddet ya da tiroid disfonksiyonu derecesi arasındaki korelasyon, sıklıkla vurgulanan kadar doğrusal değildir. Yüksek anti-TPO titresine sahip bireylerin bir kısmı yıllarca ötiroid kalmaya devam edebilir; düşük titre ise hastalığın yokluğunu garantilemez. Patofizyoloji açısından anti-TPO antikorlar birden fazla mekanizmayla tiroid hasarına katkıda bulunur. Kompleman aktivasyonu, antikor bağımlı hücresel sitotoksisite (ADCC) ve Th1 yönelimli CD4+ T hücre aktivasyonu sonucunda foliküler lenfosit infiltrasyonu ve progresif fibrozis gelişir. Bu süreçte antikoru üreten plazma hücreleri tiroid içinde de saptanabilir, yani anti-TPO üretimi hem sistemik hem yerel bir otoimmün aktivasyon sürecinin parçasıdır. Tanısal değerlendirmede anti-TPO antikor ölçümünün ultrasonografi ile birleştirilmesi, Hashimoto tiroiditi riski katmanlamasını güçlendirir. Tiroid ekojenitesinin azalması ve heterojen parankimal yapı; anti-TPO pozitifliğiyle birlikte değerlendirildiğinde hipotiroidiye ilerleme riskini belirgin biçimde artırır. Gestasyonel dönemde anti-TPO antikor pozitifliği bağımsız klinik bir önem taşır. Ötiroid hamile kadınlarda yüksek anti-TPO, gestasyonel hipotiroidi ve postpartum tiroidit (PPT) riskini artırır. Doğum sonrası dönemde PPT, anti-TPO pozitif kadınların yaklaşık %50'sinde görülür ve önce geçici hipertiroidi, ardından hipotiroidi fazlarıyla karakterizedir; uzun dönemde kalıcı hipotiroidiye ilerleme ihtimali mevcuttur. Komorbidite ilişkileri açısından anti-TPO antikor pozitifliği, romatoid artrit, sistemik lupus eritematöz ve Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklarla bir arada görülme eğilimindedir; bu tablo kapsamlı otoimmünite değerlendirmesini gerektirebilir.