Tiyatro kostüm ve makyaj sürecini hafife almıştım. 'Birkaç yüz koyarlar yüzüme, kostüm giyerim, olur biter' dedim. İlk kostüm provası günü aynaya baktım ve durdum. Tiyatro kostüm ve makyaj o kişi değilsinizdir artık. Karşımdaki aynaya bakan bense değildi. Saçlar yana taranmış, yüz conturla şekillendirilmiş, kostüm bacaklarımı ve bedeni farklı gösteriyordu. Bir tuhaf his, bir özgürlük hissi. O değişimi görünce bir şeyin içimde değiştiğini hissettim. Sahneye çıktığımda 'ben' değil 'o karakter' çıkıyordu. Tiyatro kostüm ve makyaj bu geçişi fiziksel kılıyor. Soyut olan somutlaşıyor. Makyaj sürecinde sabır gerekiyor. Özellikle detaylı karakterler için saatler alıyor. Benim karakterim yaşlı biriydi; sakal, kırışık çizgileri, gri toz. Makyöz her ayrıntıya dikkat etti. Bu süreçte karakterim hakkında şeyler konuştuk; o da oyuna katkı sundu. Kostümün pratik gerçeği de var: hareket kısıtlayabiliyor. Ben ilk kez uzun eteği giydiğimde merdivenden inerken tökezledim. Kostümü provalarda kullanmak şart; sahne günü sürpriz olmasın. Tiyatro kostüm ve makyaj deneyimi bana şunu öğretti: karakter değişimi içeriden değil dışarıdan da gelebilir. Bazen kostümü giymek, metni ezberlemekten daha çok dönüştürüyor.