Türk moda tarzı konusundaki gözlemlerim, yurt dışında yaşamaya başlayınca netleşti. Türkiye'deyken moda benim için doğaldı; çevremdeki insanlar nasıl giyiniyorsa o normdu. Berlin'de bir yıl yaşadıktan sonra aynı fotoğraflara bakmak çok farklı hissettirdi. Türk moda tarzında dikkatimi çeken ilk şey, törene verilen önem. Türkiye'de giyim günlük hayatta da özenli. Süpermarkete giderken bile düzgün giyinme anlayışı var. Almanya'da insanlar çok daha işlevsel giyiniyor; konfor birinci sırada. İkincisi, marka görünürlüğü. Türkiye'de marka logosunun görünür olması bir tercih. Avrupa'da tersine, etiketsiz veya minimal markalı kıyafetler daha çok tercih ediliyor. Türk moda tarzında statü ifadesi hâlâ güçlü bir unsur. Üçüncüsü, renk cüreti. Türkler renkli kombinlere daha cesur yaklaşıyor. Kuzey Avrupa'da siyah ve gri baskın; Türk moda tarzında daha canlı bir palet göze çarpıyor. Bu farkı estetik açıdan olumlu buluyorum. Ama Türkiye'de eksik gördüğüm de var: sürdürülebilir moda farkındalığı henüz yerleşmiş değil. Hızlı tüketim döngüsü çok güçlü. Türk moda tarzının güçlü estetik duygusunu, daha bilinçli tüketimle birleştirmek mümkün ve gerekli. Geri döndüğümde iki kültürden öğrendiklerimi birleştirdim. Türk modasının canlılığını ve Avrupa'nın işlevsel sadeliğini aynı gardıropta tutmaya çalışıyorum.