Stüdyo kayıt deneyimi benim için uzun süredir hayal ettiğim ama hiç gerçekleştirmediğim bir şeydi. Yıllarca evde demo kayıtlar yaptım; telefon mikrofonu, bazen ödünç aldığım bir kondenser mikrofon. Gerçek stüdyo kapısından girince ne hissedeceğimi merak ediyordum. Kapıdan ilk girince hissettim: yalıtım malzemesinin getirdiği o sessizlik. Dışarının gürültüsü kesildi, bir anda farklı bir akustik mekana geçiş yaptım. Stüdyo kayıt deneyiminin başlangıcı bu sessizlikte başladı. Mühendis ekipmanı ayarlarken ben etrafı inceledim. Konsolun üstündeki düğmeler, monitör hoparlörler, cam arkasında kabinin içi. Mikrofonu yerine koydu, kulaklıkları uzattı ve "Sesi dene" dedi. Kendi sesimi monitörden duyunca garip bir şey oldu; sesim hem bendim hem değildim. Stüdyo kayıt deneyiminde öğrendiğim birinci ders: küçük hatalar kayıtta büyüyor. Evde fark etmediğim nefes sesi, dudak şapırtısı, tiz frekanslarda bir titreme; bunları mühendis duyuyordu ve iyice anladım neden profesyoneller çok tekrar yapıyor. İkinci ders: hazırlık stüdyo içinde değil dışarıda olmalı. Parçayı ezberlememiş girmek zaman kaybı. O gün sekiz tekrar yaptım; birini beğendik. Seçtiğimiz alımı dinlerken mühendis "Bu güzeldi, doğal geldi" dedi. O değerlendirme benim için çok şey ifade etti. Stüdyodan çıkarken farklı bir his vardı. Bir şeyi tamamlamış gibi değil; bir şeyi başlatmış gibi. Kayıt stüdyo kayıt deneyimini ilk yaşayan kişi değilim ama benim için ilkti ve bu yeterliydi.