Ses tasarımı sinema etkisi meselesi, sinemanın en az görünen ama en derin izler bırakan unsurunu ele alıyor. İzleyici çoğu zaman bir sahneden etkilendiğini hisseder; ancak bu etkinin görüntüden mi yoksa ses katmanından mı kaynaklandığını ayırt edemez. Ses tasarımı sinema etkisi değerlendirmesinde diegetik ve diegetik olmayan ses ayrımından başlamak gerekiyor. Diegetik ses filmin kurgusal dünyasında var olan sesi tanımlıyor: karakterlerin duyduğu, konuştuğu veya hareket ettiğinde çıkardığı sesler. Diegetik olmayan ses ise yalnızca izleyicinin duyduğu müzik, ses efektleri veya anlatıcı sesi. Bu ayrım, ses tasarımcısının izleyiciyle kurduğu duygusal sözleşmenin temelini oluşturuyor. Müzik puanı (film skoru) ses tasarımı sinema etkisi değerlendirmesinde en tartışmalı ama en güçlü araç. Etkili bir film puanı, görüntünün tek başına iletemeyeceği duygusal derinliği aktarıyor. Ancak yanlış kullanılan müzik, sahne duygusunu ezebiliyor veya izleyiciyi duygusal yanıt konusunda yönlendirip zorluyor. Suskunluk zaman zaman müzikten daha güçlü bir anlatı aracı; bu tercih film dilinde "sessizliğin müziği" olarak tanımlanıyor. Ses tasarımı sinema etkisinde alçak frekanslı sesler özel bir kategori oluşturuyor. İnsan kulağının tam olarak işleyemediği ancak bedenin hissettiği frekans aralıklarındaki (20 Hz altı) sesler fizyolojik bir rahatsızlık hissi yaratıyor. Gerilim filmlerinde bu teknik kasıtlı olarak kullanılıyor; izleyici "neden gergin hissettim" sorusunu sormaksızın sahnenin etkisine kapılıyor. Dolby ve diğer çok kanallı ses teknolojilerinin gelişimi ses tasarımını mekânsal bir boyuta taşıdı. Seslerin yön ve derinlik bilgisi taşımasıyla izleyici kurgusal evrenin içinde konumlandırılıyor. Bu spatial ses deneyimi sinemada immersionu derinleştiriyor ve sahne geçişlerinin psikolojik ağırlığını artırıyor. Ses tasarımı sinema etkisi üzerine yapılan deneysel çalışmalar ilgi çekici sonuçlar ortaya koyuyor: aynı sahneyi farklı ses katmanlarıyla izleyen gruplar dramatik biçimde farklı duygusal değerlendirmeler yapıyor. Bu bulgu görüntünün değil ses katmanının duygusal yorumu çoğu zaman belirlediğini doğruluyor.