Shannon-Weaver iletişim modeli, 1949'da Claude Shannon'ın matematiksel iletişim kuramını Warren Weaver'ın popülerleştirici yorumuyla bir araya getiren çalışmasından doğmuştur. Bu model iletişim biliminin matematik ve mühendislikle kesiştiği noktayı işaretler; o tarihten bu yana hem yoğun biçimde uygulanmış hem de köklü eleştirilere maruz kalmıştır. Shannon-Weaver iletişim modeli temel bileşenlerini şu şekilde tanımlar: bilgi kaynağı (information source), gönderici (transmitter), kanal (channel), alıcı (receiver) ve hedef (destination). Bu doğrusal yapıya gürültü (noise) eklenerek kanalın mesajı bozabilecek herhangi bir girişim faktörü sistemin içine yerleştirilir. Modelin asıl teknik katkısı mesajın anlamını değil taşınan bilginin miktarını, entropiyi, matematiksel olarak tanımlamasıdır; Shannon bu ölçüm için bit kavramını geliştirmiştir. Bilgi miktarının entropy ile ilişkilendirilmesi modelin en derin katkısıdır. Bir mesajın taşıdığı bilgi miktarı, onun gerçekleşme olasılığıyla ters ilişkili olarak tanımlanır: beklenmedik bir mesaj çok bilgi, tamamen öngörülebilir bir mesaj çok az bilgi taşır. Bu tanım, iletişim kanallarının kapasitesini (channel capacity) optimize etmenin matematiksel temelini oluşturdu ve modern dijital iletişim sistemlerinin tasarımında kanonik bir çerçeveye dönüştü. Sosyal bilimsel iletişim kuramları açısından Shannon-Weaver iletişim modeline yönelik temel eleştiri, anlam boyutunun dışarıda bırakılmasıdır. Model teknik verimlilikle ilgilenir; semboller ve yorumlama süreçleri bu çerçevede görünmezdir. Schramm, Berlo ve Hall gibi iletişim teorisyenleri modeli anlam inşasını ve sosyal bağlamı kapsayacak biçimde genişletmeye ya da revize etmeye çalışmıştır. Eleştirel iletişim teorisi ise güç ilişkileri, kodlama-kod çözme asimetrisi ve ideolojik boyutlarla modelin sınırlarını tartışmaya devam etmektedir.