Bambu, çevre bilincinin sembolü haline geldi. Hızlı büyümesi, yenilenebilir doğası ve estetik görünümü onu tüketici gözünde neredeyse kusursuz bir malzeme konumuna taşıdı. Ancak bambu ürün çevre etkisi söz konusu olduğunda, bu parlak imgenin arkasında pek de anlatılmayan bazı gerçekler yatıyor. Bambunun kendisi gerçekten hızlı yetişir ve sürdürülebilir bir hammadde olabilir. Sorun, ham bambudan tüketim ürününe giden süreçte başlıyor. Bambu tekstil ürünleri, çarşaflar, havlular, kıyafetler, büyük çoğunlukla kimyasal yoğun bir viskoz işlemiyle üretilir. Bu süreçte karbon disülfür ve sodyum hidroksit gibi toksik kimyasallar kullanılır; bu maddeler hem işçi sağlığını tehdit eder hem de doğru arıtma yapılmazsa su kaynaklarına karışabilir. Bambu ürün çevre etkisi üzerine yapılan bağımsız analizler, ürünlerin tedarik zincirinin nerede ve nasıl üretildiğine göre büyük farklılıklar gösterdiğini ortaya koyuyor. Asya'dan uzun mesafelerle taşınan bambu ürünlerinin karbon ayak izi, bölgesel olarak üretilen alternatiflerinkiyle kıyaslandığında dezavantajlı bir tablo çizebilir. Bir diğer sorun "bambu" ifadesinin kullanım biçimidir. Bazı üreticiler, içeriğinde çok az bambu bulunan ya da tamamen sentetik malzemeden üretilmiş ürünleri yalnızca pazarlama avantajı için "bambu" adıyla sunar. Bu durum, tüketicinin gerçek bir çevre tercihi yapmasının önünde ciddi bir engel oluşturur. Bambu'nun avantajları yok değil. Özellikle katı bambu, yani kimyasal işlem gerektirmeyen zemin kaplamaları, mutfak gereçleri, mobilya, en tutarlı çevre faydalarını sunar. Ayrıca bambu ormanlarının karbon tutma kapasitesi bazı araştırmalarda öne çıkmaktadır. Ancak bu faydaların tüm bambu ürün kategorilerine uygulanması doğru değil. Tüketicilerin "bambu" etiketini çevre dostu bir güvence olarak değil, başlangıç noktası olarak ele alması daha isabetli. Ürünün nasıl işlendiğini, nereden geldiğini ve gerçekte hangi malzemeyle yapıldığını sorgulamak, gerçek anlamda bilinçli tüketim için şart.