Öz yeterlilik akademik başarı ilişkisi, Albert Bandura'nın sosyal bilişsel teorisinden beslenen ve eğitim psikolojisinin en sağlam ampirik alanlarından birini oluşturan bir araştırma programıdır. Öz-yeterlilik (self-efficacy), bireyin belirli bir görevi gerçekleştirebileceğine dair özgül inancını ifade eder; genel özgüven ya da benlik saygısından kavramsal olarak ayrıştırılması gereken spesifik bir yapıdır. Bandura'nın formülasyonunda öz-yeterlilik inancı dört temel kaynaktan beslenir: ustalık deneyimleri (mastery experiences, başarı geçmişi), dolaylı deneyimler (vicarious experiences, benzer bireylerin başarısını gözlemleme), sözel ikna (verbal persuasion, güvenilir kaynaklardan gelen teşvik) ve fizyolojik-duygusal durumlar (kaygı düzeyi, stres tepkisi). Bu kaynakların göreceli ağırlığı, bireyin öz-yeterlilik inancının yapısını belirler. Öz yeterlilik akademik başarı bağlantısına ilişkin meta-analizler tutarlı bulgular üretmiştir. Multon, Brown ve Lent'in 1991 meta-analizi, öz-yeterlilik ile akademik performans arasında orta-güçlü düzeyde pozitif korelasyon bulmuştur. Sonraki çalışmalar bu ilişkinin konu spesifik öz-yeterlilik için daha güçlü olduğunu ortaya koyar: Matematik öz-yeterliliği matematik başarısını; yazma öz-yeterliliği yazma performansını, genel akademik öz-yeterliliğe kıyasla daha güçlü bir yordayıcıdır. Öz-yeterlilik inancının motivasyona etkisi üç yoldan işler. Görev seçimi düzeyinde yüksek öz-yeterliliğe sahip bireyler daha zorlu hedefler seçer; çaba düzeyinde daha kalıcı çaba gösterir ve engellerle karşılaştığında daha az erken geri çekilir; başarısızlık atıfları düzeyinde ise başarısızlığı yetersiz çabaya bağlama eğilimi gösterir, bu atıf biçimi kontrolü elde tutmayı kolaylaştırır. Farklı öz-yeterlilik düzeyleri ile öğrenme stratejileri arasındaki ilişki de araştırmalar tarafından belgelenmiştir. Öz yeterlilik akademik başarı ilişkisine dolaylı yoldan katkı sağlayan bu mekanizmada, yüksek akademik öz-yeterliliğe sahip öğrencilerin derin işleme stratejileri (elaboration, organization, critical thinking) kullanma olasılığının daha yüksek olduğu görülmektedir. Eğitimde öz-yeterlilik müdahaleleri belirli ilkelere dayanır. Ustalık deneyimi tasarlamak, başarının erişilebilir ama gerçekten zorlayıcı görevlerde biriktirilmesini sağlamak, en güçlü kaynak olmaya devam eder. Aşamalı güçlük planlaması (scaffolding + progressive release), kümülatif ustalık deneyimi için kritik bir pedagojik araçtır. Performans geribildiriminin öz-yeterliliği besleyecek biçimde çerçevelenmesi, spesifik süreç ve strateji atıfları, genel yetenek yorumları yerine, müdahalelerin başarısını belirleyen kritik bir tasarım değişkenidir. Eleştirel değerlendirme perspektifinden, öz yeterlilik akademik başarı ilişkisinde nedensellik yönü zaman zaman karıştırılmaktadır. Çoğu araştırma korelasyonel tasarımlara dayanır; yüksek öz-yeterliliğin başarıya mı yol açtığı yoksa başarının öz-yeterliliği mi artırdığı sorusu, boylamsal ve deneysel tasarımlarla ancak kısmen yanıtlanabilmektedir. Bu iki yönlü etkileşim, müdahale tasarımlarında hem güçlendirici hem de önleyici döngüleri aynı anda dikkate almayı gerektirir.